Haziran seçimlerinden sonra Kandil, HDP’yi boğmasaydı, izlemeye karar verdiği savaş stratejisinin sesi olmasını talep etmeseydi, HDP Türkiye partisi iddiasının icabını yerine getirebilir miydi? Bugün farklı bir noktada olabilir miydik?
Kandil, şehir savaşlarına kalkışmasa, Suriye modelini Türkiye’ye taşımaya kalkmasa, Türkiye ve Suriye’deki çözüm modellerini birbirinden ayrıştırsa, Kürt sorunu siyasi yollarla geri adım atmasa hangi durumda olurduk?
Çatışmaların tabiatıdır, bir tarafın adım ve tutumu, karşı tarafın adım ve tutumu etkiler.
Nitekim siyasi iktidarların çözüm sürecini ağırdan almış olması, yerel yönetimler reformu gibi hamlelerden kaçınması, yasa dışı halleri yasal alana sokarak demokratik kuşatma politikaları izlememesinin, gelinen noktada önemli bir rol oynadığı inkar edilemez.
Amacı ne olursa olsun, Kandil hem Kürtler, hem Türkiye, hem bölge açısından yanlış ve ölümcül bir strateji izliyor. PKK şiddeti kesip, işgal ettiği kamu alanını boşaltıp, siyaset mesajı verdiği andan itibaren kapılar yeniden açılacaktır.
Ancak bu arada devletin, dokunulmazlıklar örneğinde olduğu gibi bu kapılara beton döşemesi de bir o kadar ölümcüldür.