MİNEZ BAYÜLGEN
2008’de perdelerini kapatan Atatürk Kültür Merkezi (AKM) yeniden gündemde. Önce AKM binasını yenilemek üzere ihaleyi üstlenen müteahhit firmadan “Bina yenilenemeyecek kadar çürük” diye açıklama geldi, ardından da hükümete yakın medyadan ‘AKM yıkılmalı’ başlıklı haberler servis edildi.
Taksim’in simgelerinden AKM yıkılacak mı, yıkılırsa toplum nasıl tepki verecek; iktidar Taksim’le niye inatlaşıyor ve dahasını 17 Aralık sürecinde AKP’den istifa eden eski kültür ve turizm bakanı Ertuğrul Günay’a sorduk…
‘Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez’

Gezi Parkı’nın yerine Topçu Kışlası yapmak isteyen AKP iktidarı, şimdi de AKM’yi yıkmak için kolları sıvadı. İktidara yakın medya, ‘AKM binası yıkılmalı’ başlıklarıyla harekete geçti. AKM niye birdenbire gündeme geldi?
Binayı çürütmek ve yıkımını zorunlu hale getirmek için bilinçli bir gayret var. Son zamanlarda bu gayret, adeta bir kampanyaya dönüştü.
AKM’yi yenileyen müteahhit firma geçenlerde gazetecilere, “Bina yıkılmalı” diye açıklama yaptı. 70 milyon liralık ihaleyi üstlenen firma niye görüş değiştirdi?
Bunlar, hükümete çok iş yapan firmalar. AKM’nin yenilenmesi için bir yılı aşkın bir süre yaptıkları işin parasını aldılar. Sonra durdular. Çünkü kamuya ve belediyelere iş yapıyorlar. Tabii kalkıp da “Bizim elimizde AKM ihalesi var, hukuken inşaatı bırakmamız uygun değil” deseler, başka iş yapamazlar. ‘Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez’ anlayışıyla AKP de ‘yıkım müteahhitleri’nin sözcülüğüne soyundu.
Müteahhit firma, binanın ‘çürük’ olduğunu, döneminizde sizin de bu durumu gördüğünüzü söylüyor. AKM yenilenemeyecek kadar çürük mü?
Böyle bir şey olsa ihale yapılabilir miydi? Bu işin raporu, ihale şartnamesi hazırlanmış. Müteahhit firmaların teknik adamları AKM’yi incelemiş. Sonra aradan üç yıl geçmiş, binanın çürük olduğu anlaşılmış! Bu nasıl olur? Mümkün mü? Müteahhit firma, AKM’yi yıkmayı kafasına koymuş olan siyasi ekibin sözcülüğünü yapıyor, bu kadar net.
Saltanat özlemi
Bakanlık döneminizde AKM’nin yenilenmesi için iki proje yapıldı ve ikisi de durduruldu. Oysa ikinci proje için 70 milyon liralık fon sağlanmıştı. İnşaat başlamıştı ki 2013’te siz istifa ettiniz ve altı ay sonra da iş durdu. İnşaatı kim durdurdu?
Tabii ki Erdoğan, kim olacak? Erdoğan ne zaman çıkıp, binanın yıkılacağını ve yerine barok tarzında bir opera binası yapılacağını söyledi, 15 gün sonra bakanlıktan ‘İnşaatı durdurun’ kararı çıktı. Erdoğan böyle bir ferman buyurunca, Kültür Bakanlığı, ‘Bir inceleyelim bakalım’ dedi ve inşaatı hukuksuzca durdurdu. O inceleme de üç yıldır sürüyor! AKM hala kapalı.
Barok, kraliyet gücünü ve kudreti temsil eden bir mimari… Niye barok istedi sizce?
Bu çağda barok yapı ne oluyorsa!? Saltanat özlemiyle yapılan bir açıklama bu biraz da… Erdoğan’ın elinden gelse, Taksim’i Osmanlı dönemi görüntüsüne çevirecek. Bir de şimdi Selçuklu modası var. Oysa İstanbul’un, Selçuklu’yla bir ilgisi yok. Geçenlerde Erdoğan’ın, bir Selçuklu cami restorasyonunu gezdiğinde, “Kubbesiz camii mi olur” diyerek kubbe yaptırdığını okudum. Halbuki Selçuklu camilerinde kubbe yoktur.
Gezi eylemleri sırasında Erdoğan, “AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera kültür merkezi yapacağız. Evet cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de birkaç çapulcudan alacak değilim” demişti. AKM yıkılırsa yerine bir sanat merkezi mi yapılacak yoksa AVM içinde bir opera salonu mu?
Sanat merkezi yapılır ama sizin benim sanat tarzımıza hitap eder mi, orası tartışılır.
Erdoğan’ın Taksim’de bir cami hayali yok mu peki?
Evet var, ama caminin maksemin arkasına yapılacağını düşünüyorum.
İslamcılar öteden beri Taksim’e ve AKM’ye odaklanmış durumda. AKM yıkılabilir mi?
Bu iktidarın inadı sürerse evet, yıkılır. AKM tescilli bir yapı, dolayısıyla binayı yıkmak için yargı sürecine gidilmesi gerekir ama Türkiye’de hukuk kaldı mı ki? Bina beklediği üç yıl boyunca büyük tahribata uğradı. ‘Yıkılması’ gerektiğine dair teknik bir rapor alacaklar.
Erdoğan’ın inadını kimse kıramıyor

AKM’nin yerine bambaşka bir şey yapmak isteniyor olabilir mi peki?
İnanın kestiremiyorum. Benden sonraki iki kültür bakanının ketumluğunu anlayamıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da AKM konusunda mutlu olmadığını biliyorum ama Erdoğan’ın inadını kimse kıramıyor.
Aslında AKM çıkmazı, Türkiye’de sağın ve solun tutuculukta birbiriyle yarıştığı en somut örnektir. 2009’da tarihi bir fırsat kaçtı. AKM için o mükemmel projeyi hayata geçirebilseydik, bugünlere gelmezdik. Ama önyargılar yüzünden proje, Kültür Sanat Sendikası’nın dava açması sonucunda mahkeme kararıyla iptal edildi.
Hangi önyargılar bunlar?
Projeye göre, yeni AKM binasının tepesinde panoramik İstanbul restoranı vardı. En vahimi, buna itiraz ettiler. Ben tiyatro ve opera bale genel müdürlerimiz aracılığıyla sendikaya, davayı geri çekmeleri için ricada bulundum. Onlara da “Siz, İstanbul’un zenginlerine AKM’nin tepesine lokanta yapacaksınız diye, biz bu davayı geri almayız” dediler. Oysa biz bu proje için 90 milyon liralık kaynak bulmuştuk. Çok yazık oldu.
Sonra AKM için ikinci proje hazırlandı. Bu da hukuksuzca durduruldu. Siz, “Bu ikinci durdurma kararı için, ne Kültür Sanat Sendikası ne de benzer kesimler yargıya gitti” dediniz. Niye kimse dava açmadı?
Ben de anlayamıyorum. Ne Mimarlar Odası, ne Sendika, ne de sivil toplum dava açtı. Hatırlayın, Emek Sineması için kopan gürültünün onda biri, Taksim’in ortasında duran Demirören AVM için yapılmadı. Bunu da izah edemiyorum.
AKM’yi yıkma kampanyasına en son Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak da katıldı. AKP’li gençlere seslenirken, “AKM tarihi eserse ben de tarihi eserim” diyerek, binanın yıkılacağının sinyalini verdi. AKM, Kültür Bakanlığı’na mı yoksa Enerji Bakanlığı’na mı bağlı? Albayrak’ın AKM’ye bu özel ilgisi niye?
E, kayınpederinin sözcülüğünü yapıyor. AKM’yi aile meselesi yapmışlar herhalde.
AKM, İslamcı kesim için ne ifade ediyor?
İslamcılar modern sanattan hoşlanmıyor. Onlar için opera, hiçbir şey ifade etmiyor. Oysa hükümetin ve Kültür Bakanlığı’nın işi, şu ya da bu sanatı dayatmak değildir. Kültür-sanat mekanları yapmaktır. Sanatçı gelir, bu yerleri istediği gibi kullanır ve sanatını icra eder.
‘Atatürk’ümüze dokunmayın’ deme noktasına geldim
18 stadyumdan Atatürk adını çıkaran hükümet, Atatürk Kültür Merkezi adını da İstanbul Kültür Merkezi olarak değiştirmek istiyor. İsimler neden değişiyor?
AKM adından vazgeçilebileceğini zannetmiyorum. Türkiye bu isme sahip çıkar. AKM bir simge olmuştur ve değişmemeli.
İsimler konusunu geçmişte solcular da çok eleştirirdi. Mesela Atatürk Havalimanı’na iniyorsunuz, sonra Atatürk Bulvarı’ndan geçiyorsunuz, oradan Cumhuriyet Meydanı’na gidiyorsunuz ardından Gazi Mustafa Kemal Paşa Caddesi’nden geçiyorsunuz ve daha sonra da İsmet Paşa Caddesi’ne ilerliyorsunuz… Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir abartı yok ama öyle hassas bir dönemden geçiyoruz ki Atatürk’le ilgili en küçük bir dokunma, kamusal bir tepkiye yol açıyor. Şahsen geçmiş zamanlarda ben de “Her yere Atatürk ismi vermeyelim” diyenlerdendim…
Şimdi ne diyorsunuz?
Şu anda “Atatürk’ümüze dokunmayın” deme noktasına geldim. Kaldı ki Türkiye’deki bütün Atatürk evlerinin bakımını ben yaptırdım, Selanik’tekini de.
Osmanlı’da padişah aynı zamanda halifeydi. Taksim’e istediğini yaptırabilirdi. O Taksim’i dönüştürmemişken, AKP ne yapmak istiyor? Taksim ile niye inatlaşıyor?
AKP’nin bir kültür kodu olduğuna inanmıyorum. Öyle olsaydı bugün İstanbul dikey yapılaşma simgesi haline gelmezdi.
‘AKP, zenginliğe doymayan bir türedi zengin partisi’
Biraz daha netleştirir misiniz?
AKP muhafazakar bir parti değil. Muhafazakarlığı kamuoyunu ikna etmek için kullanan, aslında tam bir modernist ve modernizmi rantla iç içe geçirmiş bir ‘türedi zengin’ partisi. Burjuva kültüründen gelmeyen, zenginliğe doymayan bir parti. Bugüne dek İstanbul’dan CHP’li, ANAP’lı, Adalet Partili belediyeler geçti ama bu şehre AKP kadar zarar vereni olmadı. AKP, İstanbul’u geri dönülmez biçimde benliğinden ve kimliğinden uzaklaştırdı.
Eğitim politikası dindar nesiller yetiştirmek olan AKP iktidarının kültür politikası ne sizce?
Erdoğan kültüre meraklı gibi ama aslında kültürü hiç bilmiyor.
AKP’nin kültür politikasına örnek vereyim: Ataşehir’de yapılan Mimar Sinan Camii. Bu camiyi yaptılar sonra da arkasına bir müteahhit firma geldi, rezidanslar inşa etti ve camiyi adeta ezdi. Siz buna izin veriyorsanız kültürün ‘k’sinden haberiniz yok demektir. ‘K’ harfi sizin için kültürü değil, sadece kazancı ifade ediyordur. Minareler gölgelenmez! Gölgelenirse ben, sizin muhafazakarlığınızı ve dindarlığınızı beş kuruşa almam.
AKP’nin saadet zincirinde 20 milyon kişi var
AKP iktidarı döneminde daha çok kuleler ve AVM’ler inşa edildi. İktidarı en çok inşaat işi mi heyecanlandırıyor?
Ooo, bunları en çok inşaat heyecanlandırır. Her şeye inşaatla cevap verirler. Bu arkadaşlar bina yapmayı devleti yönetmek zannediyor. Adalet dersiniz, “Ne güzel adliye binaları yaptık” derler. Adalet binasını yapmak yetmez, içinde hukuka saygılı yargıç da olmalı.
Bakanlıktan, Gezi Parkı’nın yapılaşmasına ve Kazlıçeşme’deki yüksek binalara karşı çıktığınız için ayrıldığınızı açıklamıştınız. Gezi Parkı nedeniyle Gezi eylemleri yapıldı. Şimdi AKM yıkılmak istenirse ne olur? 
AKM konusunda kamuoyunu alıştırdılar ama Taksim’in göbeğinde bir yapı. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapılan yıkımı siyasi gerekçelerle savuşturuyorlar fakat Taksim’de öyle olmaz. Çok fazla tepki çeker. Gezi ile kıyaslarsak, park, Beyoğlu’nun son yeşil alanıydı. AKM konusunda daha kolay teslim olunur.
AKP’li yöneticiler sürekli bir ‘dava’dan söz ediyor. Nedir bu dava?
Benim dönemimde öyle bir dava yoktu. Şimdiki davayı 14 yıllık iktidarın sağladığı imkanların elden çıkarılmaması üzerine kurulu bir ‘saadet zinciri’ olarak tanımlıyorum. AKP’nin davası, oturdukları koltuktan kalkmamak için verdikleri mücadeleden ibaret. Davaları, halkın değerlerine sahip çıkan bir anlayış olsa AKP, toplumun çocuk tecavüzüne karşı yaptığı protestoya fırsat bırakmazdı. Kendisi o kurum ve kişilerin canını okurdu.
AKP, HDP ve MHP tabanından aldığı oylarla yüzde 40’ın üzerine çıkıyor. AKP’nin ‘saadet zinciri’ne oy veren ne kadarlık bir kitle?
Yaklaşık 20 milyon. Bunun içinde “Biz daha çok kazanalım, çocuklarımız nasılsa Amerikan vatandaşı” diyen Türkiye’nin zenginleri de sosyal yardımlarla iktidara bağlanmış 10 milyonu aşkın kitle de bulunuyor. Bir de din ve iman edebiyatına samimi olarak inanan zavallı bir kesim var. Bunları topladığınızda yüzde 45’i ortalıyorsunuz.
O dönemizle ilgili pişmanlık duyuyor musunuz?
Bir mahcubiyet yaşıyorum tabii. Davutoğlu’nun bile gidişine üzüleceğimizi söyleselerdi hangimiz inanırdık. Daha neler göreceğiz bakalım…