Washington Post: Mimar Sinan'ın kafatasının aranması, Osmanlı mirasını canlandırma çabası

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Mimar Sinan’ın kafatasının bulunması için talimat vermesi, ABD’nin saygın gazetelerinden Washington Post’a konu oldu.

Fotoğraf: suleymaniyecamii.org
Fotoğraf: suleymaniyecamii.org

‘Kayıp Osmanlı kafatası aranması Türk politikası hakkında ne anlatıyor’ başlıklı yazıda, AKP’nin Sinan’ın kafatasına ilgisi, Osmanlı mirasını canlandırma politikasıyla ilişkilendirildi.

Başta Süleymaniye ve Selimiye camileri olmak üzere, Türkiye mimari tarihinin en muhteşem örneklerini veren Sinan’ın mezarı Türk olduğu kanıtlanmak üzere 1930’larda açılıp kafatası alınmıştı. O yıllarda kafatasından ırk ve etnik köken belirlenmesi hayli yaygındı. Sinan’ın fiziki kalıntıları da bundan payını aldı. Kafatasına daha sonra ne olduğu ise bilinmiyor; kaçırılıp özel bir koleksiyoncuya satıldığı sanılıyor.

Başbakan Davutoğlu, bu ay başındaki Mimar Sinan’ı anma programında, “Elimizdeki imkanlarla DNA testleri de dahil olmak üzere, neredeyse o mübarek parçasını inşallah bedeninin diğer parçalarıyla buluşturup en azından tarihimizdeki bu kara lekeyi silmek için adım atacağız. En kapsamlı incelemeyi başlatma talimatı verdim” demişti.

AKP’nin Sinan’a özel ilgisi

Washington Post’un yazısında Davutoğlu’nun bu sözlerinden hareketle, “Sinan’ın kafatasının bulunmasına, siyasi bir anlam yüklenmiş durumda” ifadesi kullanıldı. “Tarihçiler Sinan’ın Ermeni ya da Rum iken İslam’a geçtiği konusunda mutabık. Yüzyıllar boyunca Osmanlı farklı etnik kökenlerden insanların Sultan’ın koruması altında bir arada yaşadığı karmaşık bir yerdi” denen yazıda, Sinan’ın mirasının bu nedenle etnik Türk kimliği üzerine kurulu ‘modern Türkiye için bir lanet’ olageldiği belirtildi.

Devrin ırkçı teorilerinden etkilenen bir grup ‘bilimadamı’nın 1935’te Sinan’ın mezarını açarak Türk olduğunu kanıtlamaya çalıştığı anımsatılan yazıda, bu dönemde toplam 64 bin mezarın ‘antropometrik çalışmalar’ için kazıldığı bilgisi verildi.

Diğer yandan yazıda, AKP’nin Sinan’ın kayıp fiziki kalıntılarını sembolleştirmek konusunda ‘özel bir ilgisi’ olduğu da belirtildi.

Cülus töreni gibi seçim namazı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Osmanlı geçmişini canlandırmak konusunda Türkiye tarihindeki tüm liderlerden daha fazla şey yaptığı ifade edilen yazıda, Erdoğan ve ekibinin Türk politikasını Atatürk’ün sekülerizminden kopararak daha dindar temellere kaydırdığı dile getirildi.

Yazıda Erdoğan’ın kasım seçimlerinden sonra namazını Osmanlı sultanlarının cülus törenlerini yaptığı Eyüp Camii’nde kıldığı da hatırlatıldı.

“AKP Atatürk’ün milliyetçiliğinin olumsuz yanlarını ortadan kaldırmak için, tüm seleflerinden daha fazla adım attı. Kürtlerin uzun zamandır bastırılan kültürel haklarını tanıdılar. Ancak muhalifler, Davutoğlu’nun Sinan’ın kafatasına ilgisinde politik bir oportünizm görüyor” denen yazıya, tarihçi Ayşe Hür’ün Al-Monitor’da yer alan sözleriyle devam edildi: “Eğer kafatası sağlamsa ve kaybedildiyse gerçekten 1935’lerin zihniyetinin bir ayıbı olarak tarihe geçecektir. Ancak o zihniyetin ayıpları yanında bunun lafı bile olmaz. AKP döneminde insan bedenine yapılan saygısızlıkların faillerinin bulunması gibi kendi alanına giren işlerle ilgilenmeyen Davutoğlu’nun hangi nedenle Sinan’ın kafatasının peşine düştüğünü anlamak da zor.”

Yazıda son olarak muhaliflerin AKP ve Erdoğan’ı ifade özgürlüğü ve muhalefeti yok eden bir çoğunluk devleti kurmakla itham ettiği anımsatıldı.

Artık çok geç: Davutoğlu, Erdoğan’ı ‘küstüren’ kuleler için ‘şehre ihanet’ dedi

Mimar Sinan’ın 400 yıllık camisindeki emsalsiz çinilerin önüne radyatör döşendi!

Washington Post: Erdoğan, Boğaziçi’nin despotu olma yolunda bir virajı daha döndü

Washington Post derledi: Erdoğan’ın basına öfkesinden nasibini almayan kalmadı