Ukrayna’da kıvılcımı çakan yeni ‘Soğuk Savaş’ın şok dalgalarının Doğu Avrupa’yı sarması gecikmedi.
Polonya ve üç küçük Baltık ülkesi Estonya, Letonya ve Litvanya diken üstünde. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bölgede Rus azınlığın hamiliğine soyunması; ABD ve AB’nin artık NATO koruması altındaki Polonya ve Baltıklar’a ortak savunma vaatlerini vurgulaması tehlikeli bir gidişata işaret. Öyle ki, Kırım’ın Rusya’ya ilhakıyla başlayan sürecin hangi noktada durulacağı artık kimse kesin olarak söyleyemez hâlde.
Net olan bir şey varsa şimdilik, ‘tarihin argümanlarının tekerrür ettiği’…
38 milyon nüfuslu Polonya, artık daha kendine güvenli duruyor olsa da, nüfuslarının toplamı altı milyon eden Baltıklar’ın üç ülkesinin Rusya ile nahoş tarihlerini anımsamamaları imkânsız.
Estonya ve Letonya’nın nüfuslarının yaklaşık çeyreği Ruslardan oluşuyor. Litvanya’da bu oran yüzde 6.
Elbette Polonya da, üç Baltık ülkesi de artık AB/NATO şemsiyesi altında. Ama bu Rusya’nın ‘Avrupa’nın haritasını yeniden çizmeye’ kalkışabileceği kaygılarını gidermiyor. Putin’in, bir kaç yıl önce Sovyetler Birliği’nin 1990’lardaki dağılmasını ‘Yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi’ diye nitelendirmiş olması da akıllarından çıkmıyor.
Kıssadan hisse, eski bir Baltık (Letonya) atasözü şöyle der: “Fil uyusa da yanındakiler korkmakta haklıdır. Çünkü fil uyurken de döner.”
Doğu Avrupa halkları ‘fil’in ‘uyurken yarattığı tehlike’ bir yana yeniden ‘uyandığını’ düşünseler yeridir.