Nuray Mert: Türkiye'nin batısı neden gür sesle 'Savaş değil, barış' istiyoruz diyemez?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hiçbir şey, bir ülkede savaş görüntülerini, savaş halini haklı ve meşru gösteremez. Hiçbir şey, bu durum karşısında sessiz kalmaya gerekçe olamaz.

Nasıl bu noktaya gelindiğini, Kürt siyasetinin sorumluluklarını, hatalarını yazdık durduk, artık o noktayı çoktan geçtik. Hiçbir iktidar, ‘Derdinizi bize değil, örgüte anlatın, bize değil, onlara seslenin’ diyerek işin içinden sıyrılamaz.

Ben şahsen örgüt mensubu değilim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, siyasi anlayış olarak ayaklanma, devrim gibi yöntemleri benimseyen biri değilim, demokratik, barışçı, müzakereci yöntemlere inanan biriyim; ancak demokratik siyaset içinde ses verebilirim, demokratik siyasete bel bağlayabilirim, bu nedenle benim muhatabım yaşadığım ülkenin iktidarıdır, devletidir.

Bu kadar açık bir gerçeğin, laf kalabalığı ile boğulup, barış çağrılarının “terörizme, teröristlere destek” diye yaftalanması karşısında mücrim gibi sesimi kesemem. Niyetimin halis olduğundan emin olduktan sonra, hiçbir şey bir vatandaş olarak talebimi meşru iktidara/devlete tekrarlamaktan beni alıkoyamaz.

Bu ülkede böyle düşünen vatandaş yok mu veya çok mu az; nedir bu sessizlik? Türkiye’nin batısı neden gür sesle, nedeni, sorumlusu kim olursa olsun, “Savaş değil, barış ve bunu gerçekleştirmek için operasyon değil, müzakere” istiyoruz diyemez?

Nuray Mert’in yazısı