Hafta içinde Hasan Cemal’in ve ayrıca Tuğçe Tatari’nin kitaplarının, bir YDG-H’li olduğu kuşkulanılan birinin evinde bulunması üzerine Gaziantep Sulh Ceza Hakimliği’nce ‘toplatıldığı’nı öğrenince aklıma, ister istemez, Babelplatz’da Nazilerin, Goebbels’in huzurlarındaki ’20 binden fazla kitap yakma ayini’ geldi.
(…) 2013 ve 2014 yıllarında yayımlanmış, iki yılı aşkın süredir piyasada satıldığı kadar satılmış kitapları ‘toplatma’ya karar veriyorsanız; söz konusu kitaplar anında D&R’lardan çekiliveriyorsa; bir zaman sonra, şehir meydanlarında ‘kitap yakma’ manzaraları izlemek pekala mümkün olabilir.
Heinrich Heine, “Nerede kitap yakarlarsa, orada en sonunda insanları da yakarlar” diye yazmış ya; nerede kitapları toplarlarsa, orada şehirlerde hendekler kazılır, barikatlar kurulur ve sonra o şehirler ‘hendekleri kapatmak ve barikatları kaldırmak’ ve ‘teröristleri öldürmek’ gerekçesiyle yakılır yıkılır.
Nerede demokrasiye ve insan haklarına sırtınızı döner, ‘Kürt sorunu’na ‘siyasi çözüm’den vazgeçerseniz ve ‘otoriter rejim’ kurmaya yönelirseniz, böyle şeyler olur.
‘Güvenlik’ anlayışınız, ‘hukuk’un çizdiği ve içinde hareket etmeye mecbur olmanıza gereken sınırları silerse, Cizre’de ne yapıyorsanız, onu yaparsanız.
Ülkenin ‘batı’sında ‘otoriterleşme’; ‘doğusu’nda ‘şiddet’…
Türkiye’nin önünde kazılmış olan asıl büyük ve derin ‘hendek’ budur. Türkiye’nin içine düşürülmekte olduğu asıl büyük ve derin ‘hendek’ budur.