Nazlı Ilıcak: Yüreğim, Silvan'da, Sur'da, Uludere'de, Cizre'de, Silopi'de, Nusaybin'de…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

7 Haziran’dan sonra, Güneydoğu’da terör ve anarşi kol gezmeye başladı. Peki bölgenin cephaneye çevrilmesinde AK Parti hükümetinin hiçbir rolü yok mu?

Barış ve savaşı yapboz tahtasına çevirdiler. Deneyimli güvenlikçileri cadı avına kurban ettiler. Ehil insanlar devre dışı bırakılınca, kifayetsizler işbaşına getirildi. Ülke, bu yüzden büyük bir istihbarat ve terörle mücadele zaafı yaşıyor. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinde şahit olduğumuz gibi, teröristleri izleyen Organize Şube polisleri, gerekli istihbaratı vermiyor. Sivil polisler de, tedbirsizce, teröristlerin bulunduğu arabaya yaklaşıyor; kurşunlara hedef oluyorlar… Tahir Elçi’nin yakınındaki polislerin, defalarca ateş etmelerine rağmen, 2 teröristi vuramamalarına şahit olmadık mı?

Yüreğim, Silvan’da, Sur’da, Uludere’de, Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de…

Çünkü ben hâlâ “Orada bir köy var uzakta… Orada bir ev var… Orada bir ses var… Orada bir dağ var… Orada bir yol var… Gitmesek de, duymasak da, dönmesek de, varmasak da, onlar bizim; hepimizin” diye düşünüyorum.

Nazlı Ilıcak’ın yazısı