A. Turan Alkan: Birileri hafızamızın genetik kodlarıyla oynayıp duruyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Masal padişahlarının modern siyaset teorisindeki klasik vasfı ‘âdil’dir. Padişah dediğin âdil olur; eninde sonunda haklıyı haksızdan ayırır, kötülere de kırk satırla kırk katır arasında tercihte bulunmak gibi bir ceza verir; haklıları ise evvela kızını veya oğlunu nikâhladıktan sonra kırk gün kırk gece düğün kurup deve yüküyle hazine bağışlayarak mükafatlandırır.

Demokratik hukuk devleti bir tercihtir; bu tercihi beğeniyorsanız her şeyden önce, ‘Devletim beni adam yerine koysun; fikrime ve haklarıma saygı göstersin. Daha önemlisi devletle benim aramdaki hukuku düzenlerken beni ezip geçmesin, kendini sınırlandırsın ki ben de kişi olarak haklarımı kullanabileyim’ diye bir talebiniz var demektir.

Demokratik nizamın müphemliğine rıza göstermektense ‘âdil bir padişah’ görünce hemen onun gölgesine sığınarak temel haklarından vazgeçmek bir kısmımıza kolay ve câzip görünüyor. O yüzden ilk kriz ânında ‘demokratik yük’ten kurtulmayı seçiyor fakat sonuçta padişahının ihsân ve atıfetiyle geçinmeye razı bir reaya uysallığına bürünüyoruz.

Burada iki temel tercih var: Ya demokratik toplum ve eşit vatandaşlık talebi veya herkesin geçim ve güvenlik sorumluluğunu üstlenen bir pâdişahın idaresinde reâya olmak!

Birileri, pâdişahlık devirlerinin sorumsuz rahatlığına yeniden dönmemiz için hafızamızın genetik kodlarıyla oynayıp duruyor.

Ve bir tercih noktasındayız.

A. Turan Alkan’ın yazısı