Birkaç şuursuz, tüm bu olanların nedeninin ‘yükselen Türkiye’yi durdurma gayreti’ olduğuna sahiden inanıyor belli ki, işin kötüsü hepimizden bu avuntuya inanmamız bekleniyor.
Daha dün, ‘üst akıl’ Türkiye’ye tuzak kurdu diye, Batı’yı suçlayanlar, işler ters gidince NATO’nun, AB’nin, ABD’nin kapısında nöbet bekliyor.
Hani, “yedi düvel ile savaşıyorduk”, hani “PKK ile değil, Almanya ile, Fransa ile, özetle diyarı küffar ile savaşıyorduk”, bu “Müslümanlar ile kâfirlerin savaşı” idi?
Kimse dün söylediklerini hatırlamasın, hatırlatmasın istiyorlar. Bir ara, zannediyorlardı ki, demokrasi gibi dertleri olmayan Rusya ile daha iyi anlaşabilirler, ‘gücü gücü yetene’ siyasetinin sonunun başlarına patlayacağını hiç hesaba katmadılar.
Birden bire “Avrupa ortak evimiz” oldu, “Obama bize hak verdi” oldu, “NATO arkamızda” oldu. İnsan azıcık sıkılır, utanır, ama yok. İşin sonunda, bir ara üye olmaya gayret etmeye bile tenezzül edilmeyen AB’nin kapı bekçisi olduk.