“Dünyanın merkezi” olmak istiyorduk, vallahi olduk.
‘Merkez’in özeti şöyle:
1.Aylan bebekleri orada tut.
2. Işid’i artık orada tutma!
***
Bir de birden ‘petrol ülkesi’ olduk.
“Uçağını vurduğumuz Beyaz Başkan” doğrudan “Işid’in akaryakıt bayii” olmakla suçladı.
“Uçağını uçurduğumuz Siyah Başkan” ise “Sınırın Işid petrolünde yalama olması”ndan bahsetti.
İki ifadenin tonuna, vurgusuna bakınca, hangisinin ‘müttefik’ hangisinin ‘münafık’ olduğunu anlıyorsunuz.
İsimlerini vermeyeyim, cevap hakkı doğmasın.
Esasen Ruslara diyeceksin ki, “Uçak vurulmasa bunları diyecek miydiniz?” Zamanlama nasıl da manidar!
***
Nitekim tarih boyu şan ve namımız ‘petrolsüz’ yürüdü. Hangi at petrolle kanatlandı, hangi akıncı petrolle cenk etti ki? Hangi sarayımız petrolle neyin ısındı, aydınlandı?
Nitekim ‘petrol devri’ çıkınca mertlik bozuldu; bugün Işid’in fışkırdığı coğrafya, önce petrol fışkırınca elimizden çıktı, fitne-fesat ve despot yuvası oldu.
O yüzden “Petrolden Türk’e dost olmaz” desek yeridir.
Doğalgaz için onu tam söyleyemem, daha yeni, daha acemi ve üstelik neyse ki büyük dostumuz Katar var doğalgaz ağası.
Şimdi Katar’dan daha çok doğalgaz alacağız, bu sefer Katarlı sahibini kastederek Paris Saint Germaine’e “Katar PSG’yi finanse ediyor… Ve terörizmi” diye pankart açan Korsikalı Bastia taraftarları yine caz yapacak!
Caz olmayabilir; lafın gelişi. Belki “lamentu yapmayın” derler.