Necip Fazıl, Gençliğe Hitabe’sinde kurtarıcının müjdesini vermişti: “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik.”
Bu “Belhüm Adal”ın elinde yüzüstü sürünen Sakarya, ayağa kalkacak, kalkacaktı.
Bu kindar gençlik “manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine” koyacaktı.
Başkanlık da değil “Başyücelik” sistemini yerleştirmek isteyen o şairin talebeleri, işte o gençlikti.
Onların da görevi kendi “kindar” gençliğini yetiştirmek, dava taşını gediğe oturtmak.