Ezgi Başaran: Şimdi Kandil oturup bir daha düşünsün o 'tartışmalı tespiti'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Temmuz ayının sonundan itibaren PKK örgütünün yaptığı şey şiddeti tırmandırmaktı, kendinin savunmanın çok ötesindeydi.

Bunun Kürt siyasi hareketine çok ciddi maliyetlerini olacağını defaatle yazmıştım. Yürüttükleri şiddet politikasının rasyonel hiçbir yanı olmadığını, ‘çözüm süreci ve ateşkes dönemleri için nasıl bir ‘karar’ verdilerse, bugün de şiddet ve savaş yönünde ‘karar’ verdiklerini’, ‘bu kararın karanlıktan başka şey getirmeyeceğini’, ‘devleti silahla masaya çekeceklerini düşünenlerin çok yanıldığını’ anlatmaya çalıştım.

Anlaşılmadı. Tıpkı 7 Haziran’da HDP’nin aldığı yüzde 13’lük oyun manasının anlaşılmaması gibi.

Hiç karmaşık hesaplara, derin siyasi analizlere hacet yok: Kürt siyasi hareketini temsil eden partilerin oyu ne zaman arttı? Sadece ve sadece çatışmasızlık dönemlerinde.

Halk derdini silahla anlatana kulaklarını tıkıyor. Ha, “şiddeti sadece PKK tırmandırmadı, korkuyu sadece PKK salmadı. Onlar ödüllendirildi, PKK çizgisi cezalandırıldı, o niye” diye soranlar varsa…

Onlara, Türkiye’nin ana akım sağ muhafazakar damarının bambaşka bir ölçe biçme terazisi kullandığını hatırlatmak gerekir.

Evet bu seçim sonuçları bir çoklarımıza bir miktar kitle psikolojisi ve sosyolojisi okumayı elzem kılıyor.

Ezgi Başaran’ın yazısı