Seçimler bu partinin tek başına iktidar olup olamayacağına bağlı olarak bir tarafın sevinip diğerinin üzülmesini ifade edecek. Oysa aslında ‘eski’ Türkiye yenilgiyi çoktan hazmetti. Artık iktidara ortak olmayı başarı sayıyor.
‘Yeni’yi kurması beklenenler ise böylesi bir ortaklığı bile yenilgi sayıyorlar… Ancak belki de bu kadar ikircikli olmaya gerek yok. Çünkü Türkiye’nin yeni ve sentez bir kimliğe ihtiyacı var. Geçmişi anlamlı kılan, geleceği inşa edebilen bir kimliğe…
Bu sadece fikirle olabilecek bir şey değil. Sosyolojik zemininin mevcut olması ve zihniyetin bu sosyolojiyi maddi ve manevi olarak genişleterek kuşatabilmesi lazım… AKP bu işlevi yeterli bir biçimde yapamadı belki, ama söz konusu misyonun tek adayı ve tarihsel olarak da bir rakibinin çıkma ihtimali yok.
O nedenle bugün yapılan seçimin sonucu çok da fark etmiyor. AKP daha uzun yıllar birinci parti olacak ve AKP’siz bir ‘hakiki’ iktidar bazı siyasi meczupların hayali olarak kalacak. Öte yandan doğru yönde değişim bu partinin güçlü olmasını, mümkünse tek başına iktidar olmasını gerektiriyor
Ve bugün bu yeniden mümkün…