Daha önceden de sayısız uluslararası ve ulusal kaynaktan Türkiye’ye yöneltilen, IŞİD’in geçiş üstü olmak; bu militanlara silah ve yardım sağlamak; yaralılarını tedavi ettirmek gibi sayısız suçlamayla birlikte düşünüldüğünde, Ankara katliamının basit bir suç gibi ele alınması; üzerine gizlilik damgası vurulup rafa kaldırılması mümkün değildir.
Uluslararası hukuk gözüyle bakarsanız eğer, Srebrenica katliamı ne kadar ciddi bir soruşturma gerektiriyorsa Ankara katliamı da en az o kadar ciddi bir şekilde soruşturulmak zorundadır.
Devlet organlarının, en azından ve şimdilik, dehşet verici bir ihmalkarlık içinde göründükleri böyle bir katliam, dosya gizlenerek, basına yasak getirilerek, mağdurlar ve avukatları dışlanarak soruşturulamaz.
Ankara katliamı, Türkiye’de layıkıyla soruşturulmadığında, diğer katliamlarla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve belki de Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde yargılanmayı gerektirecek ciddiyet ve ağırlıktadır.
Zamanın ruhunun getirdiği dayatmalar değil, uluslararası insan hakları hukukunun gerekleri yön gösterici olmalıdır savcılar ve mahkemeler için…
Bugün zamanın ruhuna uygun hareket edenler, yarın o ruh dağılıp gittiğinde, kendilerini ciddi bir utancın ve ağır bir sorumluğun altında bulabilirler.