Umur Talu: Ertuğrul Özkök'ün basın özgürlüğü militanı olabildiği bir ülkede durum gerçekten vahim

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir zamanlar Doğan Grubu avukatlarının “Umur Talu’nun bu ülkede gazetecilik yapmaya hakkı yoktur” diye ‘basın özgürlüğü beyannamesi’ ithaf ettiği bir gazeteci olarak şunu içtenlikle söylüyorum:

Hürriyet’in hakikaten mağdur, Ertuğrul Özkök’ün basın özgürlüğü militanı olabildiği bir ülkede durum gerçekten vahimdir! Bir sonraki şu paragraf ise içimden, en derinden öyle geldiği için:

Orada artık, alternatif medyadan insanların içeri alınması, her daim sansürlenmesi, onların zaten her devirde, yani Hürriyet’in mağrur olduğu zamanlarda dahi bu seslerin susturulması, kan kusturulması, mensuplarının büyük medya başyazarları, Basın Konseyi ağaları tarafından ‘terörist‘ ilan edilmesi de zaten tali kalır!

Bazen adını bile bilemediğimiz onca gazeteciye, gazetecilik çabası harcayana, bunu neredeyse ‘bedelsiz’ ama bedel ödeyerek,, hakikat açlığıyla yapanlara selam olsun.

Tanıdığım zamanlarda efendi, karıncaezmez, mütevazı bildiğim ama sonradan bilemediğim Ahmet Hakan’a da, yine içtenlikle söylüyorum, geçmiş olsun.

Umarım sağlığına hemen kavuşur; umarım maruz kaldığı şiddetin sorumluları hesap verir.

O arada biraz soluklandığında dikkate alırsa, kendisinden ricam, ‘Cem Uzan adındaki hesapla twitter atışması’ndaki ‘Şanzelize üslubu’na bir daha baksın.

Muhatabı ne derse desin, saldırı nereden gelirse gelsin, gazeteci gazeteci kalmalı diyebilirim ancak. Şanzelize’de de Belize’de de!

Çünkü gazetecilerin baskı, tehdit ve şiddete en iyi, en doğru cevapları harbi gazeteciliktir.

Umur Talu’nun yazısı