Epeydir medya patronlarını esir veya satın almak, gazeteci kovmak, susturmak yetmemişti; ardından robotlaştırılmış bir siber holigan güruhu en ağır nefret söylemiyle, tetikçi köşelerinden, kanun tanımadan, sistematik olarak kalan bağımsız ve hür seslere en korkunç tehditleri yağdırdı durdu.
Ama azgınlık, hukuk tarafından durdurulmazsa, yargı çökmüşse, bununla kalmayacağı da belliydi. Eşyanın tabiatı böyledir çünkü.
O zaman gazeteci, aydın, muhalif sivil aktivist veya siyasetçileri dövmeye, tepelemeye, hırpalamaya, yazamaz-çizemez, program sunamaz hale getirmeye gelir sıra.
Göreceksiniz, medya grubuna polis operasyonu düzenlemekle, bir partinin güdümünde gazete vandalizmiyle, gazeteci darp etmekle de bitmeyecek bu iş.
Başladı mı durmaz. En tehlikeli kapılar açılmıştır. Bunun ardından, Allah korusun, daha ağır şiddet eylemleri ve cinayetler, suikastlar da gelecektir.1970’lerin ikinci, 1990’ların ilk yarısında yaşanan dehşet günlerine iyice yaklaştık.
Kaç zamandır aralarında benim de bulunduğum bir grup meslektaş boşu boşuna ‘Bakın, herkesi sindirecek ve avlayacaklar, biz sıyırırız zannetmeyin, birleşin, korkmayın, birlikte tek ses olun’ diye boşuna çırpınmıyor.
Biliyoruz çünkü.
Hafızalarımız yeterince kuvvetli. Aklımız yerinde.Koşulsuz biat etmeyeni yutmaya kararlı bir karanlık güç var ortada.