Başkanın Saray’da muhtarları toplayıp gönlünce esip savurduğu, keyfince buyurduğu toplantı, Yeni Türkiye’nin bir nevi “büyük kongre”si midir; adı “büyük kongre” olan bütün toplantılar gibi, aslında kendisi “büyük” değil, sadece “kongre” olan, “büyük” olan tek bir iradeyi kutsamak üzere toplanan cinsten?
Yoksa 2015’lere taşınmış bir tür temsilî agora mıdır, sigara paketlerinin üzerine telefon numaraları yazarak, klasörlerini, cilalı ağaca kazınmış isim levhalarını, minik Türk bayraklarını ve belki de dönüşte veda edecekleri iri cam tablalarını bu gündelik eşya ile hiç de uyumlu olmayan halelerle bezeyip görkemli bir hayal âlemine taşıyan, eğreti takım elbiseli adamların toplaştığı salon?
Fiilî başkan Tayyip Erdoğan, eğer köşeye sıkışırsa hem kaos stratejisini yaymak, yükseltmek ve derinleştirmek hem de fiilen sokaklara, çarşılara, şehirlerin, kasabaların gündelik hayatına egemen olabilmek için kendine bir sivil kuvvet yaratıyor.
Şimdilik resmî silahlı kuvvetlerle de sorunu olmadığından, muhtemelen, “millî irade”nin yerleşik ifadesi sayılan seçimli meşruiyet düzleminde sorun çıkarsa bu “kuvvet”lere dayanarak mutlak otorite kurabileceğini, sürdürebileceğini varsayıyor.