Yeni dalganın tetikleyicisi Fransa. Fransa eylemlerin radikalliği, sokağın aktif biçimde kullanılması, zengin sokak eylemleri, şiddetli öfke patlamaları ve farklı kamulaştırma hareketleriyle dikkat çekiyor. Özellikle zenginliği, gücü, şatafatı ve statükoyu temsil eden markaların mağazalarında kitleler birçok mala el koydular.
Doğrudan el koyulan malların bir kısmının dayanışmak için evsizlere dağıtıldığı söyleniyor. Kitlelerin sokağı aktif kullanması ve özgürleştirmesi ve özellikle el koyma pratikleri burjuva partileri, kapitalist devlet ve burjuva basın tarafından lanetlendi. Vandallık olarak yorumlandı. Her şey kontrol altındayken bu beklenmedik ve sarsıcı eylemler büyük bir şaşkınlık, hatta korku yarattı.
Guy Debord temel tezlerini ileri sürdüğü Gösteri Toplumu adlı eserinde metanın yarattığı tahakküm ilişkilerini, iktidar örgüsünü ve gönüllü kulluğu analiz eder ve isyanı kışkırtır. Karşı hegemonyanın kurulma dinamiklerini arar, işçi konseylerine stratejik önem verir.
Debord modern toplumun kendini gösteriler yumağı biçiminde sunduğunu yazar.
Aslında Debord’un gösteri kavramı Marx’ın yabancılaşma ve meta fetişizmi kavramlarının yeniden, aktüel kapitalizm üzerinden değerlendirilişidir. Debord, insanların artık sadece yabancılaşmış üreticiler değil, aynı zamanda yabancılaşmış tüketiciler olduğunun altını çizer. Gösteri toplumunun bizzat yaşamı çaldığını ifade eder ve devrimin anlamını yaşamın yeniden yaratılmasında bulduğunu yazar.
Burada son vurguyu Kojin Karatani’ye bırakalım. Karatani yağmanın kapitalizme ve kapitalist devlete has ve onun kuruluşunun ham maddesi olduğunu belirtir. Yani asıl mesele, yağmayı gerçekten yapanın kim olduğunu kitlelere göstermektir.