Ulvi Saran: Market rafındaki son fiyatı denetlemek, sorunun kaynağını ortadan kaldırmaya yetmiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Üreticinin elinde para etmeyen ürün, tüketicinin sofrasına neden bu kadar pahalı ulaşıyor?

Üretici ve tüketici fiyatları arasında belirli bir fark bulunması elbette normaldir. Hasat, tasnif, ambalajlama, taşıma, depolama, fire, işçilik ve perakende işletme giderleri ürünün nihai fiyatına yansır.

Ancak iki fiyat arasında 7-8, hatta bazı örneklerde 10 katlık farkların ortaya çıkması, bu maliyetlerin ne kadarının gerçek ve zorunlu, ne kadarının verimsizlikten veya piyasa gücünün kötüye kullanılmasından kaynaklandığının araştırılmasını gerektiriyor.

Gelişmiş ve istikrarlı ekonomilerde, bu çarpan en fazla 2, bilemediniz 3 kat seviyesindeyken, bizde bu kadar fark bulunması; hem üreticiyi iflasa sürüklüyor hem de tüketicinin sağlıklı gıdaya ulaşmasını engelliyor.

Piyasa jargonunda üretici-tüketici fiyat makası veya daha sert ve gerçekçi bir tabirle “Gıda Ajanlığı/Fırsatçılığı” olarak tanımlanan bu sorunun bizde ulaştığı boyutlar, artık yalnızca ekonomik verimsizlikle değil, gıda piyasasındaki fırsatçılık ve haksız kazanç ihtimalleriyle de birlikte değerlendirilmek zorunda…

Devletin ilgili birimleri, halkın ihtiyaç duyduğu temel gıda maddelerinde fahiş fiyat uygulamalarını önlemek amacıyla denetimler yapıyor, gerektiğinde yaptırımlar uyguluyor ve soruşturmalar yürütüyor.

Ancak yalnızca market rafındaki son fiyatı denetlemek, sorunun kaynağını ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Bu nedenle, üreticiden başlayarak toptancıya, depocuya, dağıtıcıya ve perakendeciye kadar bütün aşamalarda maliyetlerin ve fiyatların nasıl oluştuğunun izlenmesi gerekiyor.

Devletin düzenleyici ve denetleyici kurumlarının görevi de tam olarak budur.

Ulvi Saran’ın yazısı