Fosil yakıtların Türkiye'ye faturası ağır: 26 bin 500 ölüm, 55 milyar dolar

‘Fosil Yakıtların Türkiye’ye Ağır Faturası: Sağlık Yükü ve Ekonomik Maliyeti Raporu’na göre fosil yakıt kaynaklı PM2,5 kirliliği Türkiye’de yılda tahminen 8 bin erken doğuma, 8 bin 200 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelmesine ve çocuklarda 5 bin 100 yeni astım vakasına yol açıyor.

Kirlilik, astımla ilişkili yaklaşık 6 bin 500 acil servis başvurusuyla da ilişkilendiriliyor.

Dört ticari sektör, dünya genelindeki ölümlerin yüzde 34’ünden, yani yaklaşık her üç ölümden birinden sorumlu. Bunlar tütün, alkol, aşırı işlenmiş gıda ve fosil yakıt endüstrileri. Bu sektörler, her yıl en az 19 milyon ölüme yol açıyor.

City skyline with hazy atmosphere, low-rise foreground and cluster of tall skyscrapers in the distance beneath a cloudy sky, trees in front.
Fotoğraf: AA

Fosil yakıtlar hem havayı kirletiyor hem de iklimi değiştiriyor

Fosil yakıtların sağlığa etkileri iki temel yoldan ortaya çıkıyor: Hava kirliliği ve iklim değişikliği. Fosil yakıt kullanımından kaynaklanan hava kirliliğinin günümüzde yılda yaklaşık 7 milyon erken ölümle ilişkili olduğu biliniyor.

Fosil yakıtlar aynı zamanda iklim değişikliğinin temel belirleyicilerinden biri ve iklim krizi üzerinden de insan sağlığını olumsuz etkiliyor.

Fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği Türkiye’de yılda yaklaşık 26 bin 500 ölüme yol açıyor. Hava kirliliği kalp ve damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, inme, diyabet, akciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor ve bu sorunların şiddetini artırıyor.

Bilanço ağır

‘Fosil Yakıtların Türkiye’ye Ağır Faturası: Sağlık Yükü ve Ekonomik Maliyeti Raporu’nu Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) ve bağımsız bir araştırma kuruluşu olan Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA) hazırladı.

Raporla ilgili verileri ve değerlendirmeleri CREA Analisti ve raporun başyazarı Vera Tattari, THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, Halk Sağlığı Uzmanı ve THHP Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin paylaştı.

THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin. Fotoğraf: Diken

Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde açıklanan rapora göre hava kirliliğinin yüzde 52’si kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlardan kaynaklanıyor.

Hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti yaklaşık 55 milyar doları buluyor. Bu tutar, ülkenin 2024 gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 4,1’ine karşılık geliyor.

Yine fosil yakıt kirliliğinin yıllık ekonomik maliyeti, Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçesinin tamamının yaklaşık 2,5 katı.

PM2,5 kirliliği, çalışanların sağlığını ve iş gücü verimliliğini de etkiliyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 8,5 milyon gün hastalık nedeniyle işten uzak kalmaya yol açıyor.

Kömürlü elektrik üretiminden çıkılması öneriliyor

Türkiye’de hâlihazırda PM2,5 için ulusal dış ortam hava kalitesi standardı yok. Enerji, ulaşım ve sanayi sistemlerinde fosil yakıt kullanımının ve emisyonlarının azaltılması, PM2,5 kirliliğine maruz kalma düzeyini düşürerek ve buna bağlı hastalıkları ve ölümleri önleyerek hava kalitesi ve halk sağlığı açısından önemli faydalar sağlayabilir.

Fosil yakıt emisyonları kontrol edilebilir nitelikte. Fosil yakıtların temiz enerjiyle değiştirilmesiyle ortadan kaldırılabilir ve hava kirliliği kontrolleriyle önemli ölçüde azaltılabilir.

Dolayısıyla Türkiye’nin PM2,5 yükünün önemli bir kısmı önlenebilir nitelikte. Raporda, Türkiye’ye ilk aşamada kömürlü elektrik üretiminden aşamalı olarak çıkış taahhüdünde bulunması öneriliyor.

Raporda özetle şu bulgular yer alıyor:

* Zararlı etkileri anne karnında başlıyor: Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri doğumdan önce başlıyor. Sadece düşük doğum ağırlığına ve erken doğuma yol açmakla kalmıyor. Aynı zamanda uzun vadeli gelişimsel ve sağlık sorunları da doğurarak etkilenen bireylerin ve sağlık sisteminin üzerindeki yükü daha da artırıyor.

* Çocuklar savunmasız: PM2,5 kirliliği, özellikle çocuklarda olmak üzere solunum sistemine zarar verir. Fosil yakıt kaynaklı PM2,5’in yılda 6 bin 500 (4 bin 300-8 bin 700) astımla ilişkili acil servis başvurusuna yol açtığı tespit edildi. Çocuklar, akciğerlerinin henüz tam gelişmemiş olması nedeniyle hava kirliliğine karşı özellikle savunmasız. Nitekim fosil yakıt kaynaklı PM2,5’in Türkiye’de her yıl 5 bin 100 çocukta astım gelişimine yol açtığı hesaplandı. Acil servis başvuruları; hastane yatağı, oksijen tedavisi ve ilaç gibi tıbbi kaynaklara olan talebi artırarak hastalar ve sağlık sistemi açısından önemli bir yük oluşturuyor.

* Yılda 8,5 milyon iş günü kayıp: Hava kirliliğinin etkisi, doğrudan sağlık sorunlarının ötesine geçerek iş gücü verimliliği üzerinde önemli bir ekonomik yük oluşturur. Türkiye’de fosil yakıt emisyonlarından kaynaklanan PM2,5 kirliliğinin yılda 8,5 milyon gün iş yerinde devamsızlığa yol açtığı tahmin ediliyor. Bu devamsızlıklar, kaybedilen verimlilik, aksayan iş akışları ve birçok sektörde azalan ekonomik üretim anlamına geliyor.

* Savunmasız nüfus gruplarını daha çok etkiliyor: PM2,5 kaynaklı ölümler akciğer kanseri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), alt solunum yolu enfeksiyonu, iskemik kalp hastalığı, inme ve diyabet nedeniyle meydana geliyor. Yaşlılar, çocuklar ve önceden sağlık sorunları bulunan kişiler dahil savunmasız nüfus grupları, bu kirleticilerden orantısız biçimde etkileniyor. Ölümler, derin kişisel ve toplumsal maliyetler taşıyor. Aileler sevdiklerini kaybediyor.

* En çok ölüm İstanbul’da: Bir yılda İstanbul’da 8 bin 100, Ankara’da 2 bin 500, İzmir’de 2 bin 400, ülke genelinde ise toplam 26 bin 500 erken ölüme yol açıyor. 

Görseller: CREA

* Ekonomik yükü katlanarak artıyor: Fosil yakıtlara bağımlılık, Türkiye’nin ekonomik yükünü de katlayarak artırıyor. Fosil yakıtlarda büyük ölçüde ithalata bağımlı olan Türkiye, uluslararası fiyat şoklarına açık hâle geliyor. Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre Hürmüz krizi sırasında enerji ithalat faturası Ağustos 2026’da bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 33,8 arttı. 2024 verilerine göre kömür, Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 35’ini, doğal gaz ise yüzde 19’unu karşılıyor. Karayolu ulaşımında tüketilen enerjinin yüzde 66’sı dizelden, yüzde 17’si LPG’den ve yüzde 16’sı benzinden geliyor. Elektriğin payı yüzde 0,2 düzeyinde kalıyor. Sanayide ise fosil yakıtlar nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. Avrupa İzleme ve Değerlendirme Programı (EMEP) ağı ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkeler arasında Türkiye, sanayiden kaynaklanan toksik kirletici emisyonlarında ilk üç ülke arasında yer alıyor.

* Ülke sınırlarını aşıyor: Türkiye’nin karasal kaynaklı fosil yakıt emisyonlarına atfedilen sınır ötesi kirlilik, beş komşu ülkede binlerce ölüme yol açıyor. 2024 için tahmini yıllık ekonomik yük Mısır’da 2,1 milyar ABD doları (3 bin 200 ölüm), Suriye’de 0,2 milyar ABD doları (bin 700 ölüm), Irak’ta 0,8 milyar ABD doları (800 ölüm), İsrail’de 4,5 milyar ABD doları (500 ölüm) ve Yunanistan’da 1,5 milyar ABD doları (400 ölüm) düzeyine ulaştı.

* Türkiye yenilenebilir enerji payını artırmalı: Zirvenin başkanlığını ve ev sahipliğini üstlenmek, Türkiye’ye iklim konusunda yön gösterme ve kendi iklim politikalarını da ileri taşıma sorumluluğu yüklüyor. Elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarma hedefine ulaşılabilmesi için yenilenebilir enerjinin payının artması ve fosil yakıt kullanımının azaltılması şart.

Avrupa’da hava kirliliği en yüksek 10 bölgeden beşi Türkiye’den