Modernizm, insanlığa büyük vaatlerle geldi: Teknolojik kolaylıklar, bilgiye saniyeler içinde erişim ve benzer imkanlar. Ancak madalyonun öbür yüzünde bu parlak cilanın altında derin bir yitiriş hikayesi yatıyor.
Modern hayat, sunduğu teknolojik imkanlar, konfor ve hız ile yaşam standartlarımızı yükseltirken, diğer yandan bizi biz yapan, toplumun çimentosu sayılan birçok köklü değeri de yavaş yavaş gölgede bırakıyor. Günümüz dünyasında hayatın ritmi hızlandıkça, insan ruhunun ve toplumsal bağların gereksinim duyduğu derinlik yerini yüzeyselliğe bırakıyor.
Artık bir insanın ne kadar erdemli veya güvenilir olduğu değil; ne kadar dikkat çektiği, ne kadar kazandığı ve ne kadar popüler olduğu ön planda.
Ekrana yansıyan bir haksızlığa binlerce yorum yapıp tepki gösterirken, hemen yanı başımızdaki bir adaletsizliğe veya ihtiyaca gözümüzü kapatabiliyoruz. Ahlak; klavye başında gösterilen bir öfkeden ibaret kaldığında, eyleme geçmeyen boş bir söyleme dönüşüyor. Sanal dünyada yükselen tepkilerin gerçek hayattaki karşılığı ne yazık ki derin bir duyarsızlık oluyor.