Tanıl Bora: Mesele kelimesi, işin esasını konuşmaktan kaçınan bir ne-olduğunu-bilirsin-sen geçiştirmesidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Fon dolandırıcılığı Meclis’te ilk konuşulduğunda, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin demişti ki: “Ponzi deniliyor, fon krizi deniliyor, fonzi deniliyor… benim kendi isimlendirmem: fon meselesi olarak tanımlıyorum.” Geçerken söylenmiş bir söz… yine de, sorun, kriz hatta skandal, dolandırıcılık, vurgunculuk vs. alternatifler yerine mesele diye adlandırma tercihi, belki bize bir şeyler düşündürebilir.

Büyük toplumsal-siyasal sorunlar da, böyle bir çözümsüz-çaresiz süreğenlik kazandığında, biraz da hüsnütabir niteliğinde, bizdeki meseleye tekabül eden karşılıklarla anılıyor.

İrlanda’da meşrebe göre “özgürlük mücadelesi,” “kolonyal baskı,” “terör/ayrılıkçılık”  gibi kavramlarla izah edilen, on yıllarca süren çatışma halinin hüsnü tabiri de Troubles idi. 1969’da ilkin 1912-1913 İrlanda devrimci kalkışmasına atıfla kullanılmaya başlamış. Sonra 1798 ayaklanmasına da teşmil edilmiş. Neticede topyekûn “İrlanda sorunu”nun adı, bu oldu: troubles. 

Bu kelime de anlamda “mesele”ye tekabül eder ve tıpkı mesele gibi bereketli bir kelimedir: Musibet, eziyet, sıkıntı, ıstırap, can sıkıntısı, baş ağrısı, karıştırma/alt üst etme, üzüntü, endişe, tasa, dert, belâ… Bütün bunları imâ eden bir hüsnü tabirdir; işin esasını konuşmaktan kaçınan bir ne-olduğunu-bilirsin-sen geçiştirmesidir.

“Kürt meselesi” de, böyle bir mesele, işte…

Özel olarak “meseleyi mesele etmeme” gayretine gerek olmadan da… mesele, mesele olarak durduğu yerde de… yani bir sorunu, bir olayı, bir problemi mesele olarak tanımladığınızda da, konu “mesele olmaktan çıkma” yokuşundan aşağı yuvarlanıyor olmasın? Süreğenleşiyor, sünüyor olmasın; içeriğini deşmekten, çözüm düşünmekten alıkoyan bir kanıksama söylemine dönüşüyor olmasın?

Başa dönersek… Fon meselesini, “mesele” diye tekerlemek, tam olarak neler döndüğünü, vurgun çarkını kimlerin nasıl çevirdiğini anlama icabına ve çabasına köstek vurmasın… Yapısal sorunları çözmek yerine kronikleştirerek maliyetlerini düşürmeye bakan neoliberal –ve yeni-feodal– yönetim aklına payan olmasın…

Tanıl Bora’nın yazısı