16 şehirde, 321 okulda, 86.064 öğrenci Kürtçe seçmeli dersini tercih etti. Bu rakam, yalnızca bir dersin kaç öğrenci tarafından seçildiğini gösteren istatistiksel bir veri değil. Aynı zamanda çocukların kendi dillerini öğrenme isteğini, bu isteğin eğitim sisteminden karşılık beklediğini ve anadilin eğitimdeki yerinin yeniden tartışılması gerektiğini ortaya koyan önemli bir gösterge.
Ancak tam da burada yanıtlanması gereken temel bir soru var: Madem 86 bin öğrenci Kürtçeyi öğrenmek istiyor, peki bu öğrencilerin kaçına öğretmen, ders kitabı ve nitelikli bir öğrenme ortamı sunuluyor?
Öğrenci var, talep var, tercih var. Peki, öğretmen nerede, kitap nerede, bu çocukların dil öğrenme hakkını hayata geçirecek eğitim politikaları nerede?
Sorunun özü tam da bu. Bir dili seçmeli ders olarak tercih edebilmek önemli. Ancak tercih edilen dersin fiilen yürütülememesi, öğretmen bulunamaması veya ders materyallerinin yetersiz kalması durumunda, tanınan hak ile bu hakkın gerçek hayattaki karşılığı arasında ciddi bir mesafe oluşur. Kâğıt üzerinde var olan bir imkân, uygulamada karşılık bulmadığında eğitim hakkı eksik kalır.
86.064 öğrencinin Kürtçeyi seçmesi, küçümsenecek bir talep değil. Üstelik bu tercihlerin hangi koşullarda yapıldığını da göz önünde bulundurmak gerekir. Öğretmen yetersizliği, derslerin düzenli açılamaması, kaynak eksikliği ve ailelerin yeterince bilgilendirilmemesi gibi etkenler, öğrencilerin tercihlerini ve eğitim sürecine katılımlarını etkileyebilir.