Her sabah uyandığımızda dünyayı parmaklarımızın ucunda sanıyoruz. Telefon ekranına dokunarak yemek siparişi veriyor, fatura ödüyor, toplantılara katılıyoruz.
Hayatımız hiç olmadığı kadar kolay. Oysa konforun arkasında devasa bir uçurum yatıyor. Görünmez bağlarla bağlandığımız ağlar, bizi her an düşebileceğimiz bir ipe hapsediyor.
Şirketlerin yapay zekâ furyasına kapılıp milyonlar dökmesine bakalım…
ChatGPT reklamlarına koşan dev markalar tıpkı altına hücum dönemindeki madenciler gibi telaşlılar. Beklentileri büyük lakin sonuç tam bir hüsran.
Hedef kitleyi tutturamayan fahiş tıklama maliyetleri getiren reklamlar yüzünden harcanan paraya inovasyon vergisi demeye başladılar.
Körkütük bir teknoloji hayranlığı aklın önüne geçiyor. Yeni olan her şeyin kazandıracağına dair temelsiz bir inanç var. Hâlbuki ortadaki tablo stratejisiz atılan adımların faturasının ne kadar ağır olduğunu kanıtlıyor.