İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) 15 yaş altına sosyal medyayı yasaklayan yönetmeliğin iptali için Danıştay’a dava açacak.

‘Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik’ 10 Ekim 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı ve 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek.
Mevcut hesapların 31 Mart 2027’ye kadar doğrulanması isteniyor.
İFÖD’ün açıklamasına göre 5651 sayılı Kanun’un ek 4’üncü maddesinin yedinci fıkrası, sosyal ağ sağlayıcılara 15 yaş altındaki çocuklara hizmet sunmamak için ‘yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri’ alma yükümlülüğü getiriyor. Ancak İFÖD, kanunda ne e-Devlet’ten, ne devlet eliyle kimlik doğrulamasından ne de yetişkinlerin doğrulanmasından söz edilmediğine dikkat çekiyor.
İFÖD’ün yönetmeliğe ilişkin hukuki itirazları şöyle:
*Anayasa’nın 13’üncü ve 20’nci maddeleri uyarınca temel hakların sınırlandırılması ve kişisel verilerin işlenmesi ancak kanunla mümkündür. İfade özgürlüğünün kullanımını devlet kimlik doğrulamasına bağlayan bir zorunluluğun yönetmelikle getirilmesi kanunilik ilkesine açıkça aykırıdır. Ebeveyn kontrol araçlarına Kanunda yer almayan konum paylaşımının eklenmesi de yetki aşımıdır.
*Yönetmelik bununla da yetinmeyerek Başkanlığa Kanunda dayanağı bulunmayan bir açık çek vermektedir. 8’inci maddenin yedinci fıkrası ve 12’nci maddenin ikinci fıkrası, Başkanlığa ayrıştırılmış hizmetlere ilişkin usul ve esasları belirleme, ‘stratejileri belirleme’, ‘tereddütleri giderme’ ve ‘gerektiğinde uygulamaya yönelik usul ve esasları düzenleme’ yetkisi tanıyarak, 6 Nisan açıklamamızda uyardığımız amacın genişlemesi tehlikesini Yönetmeliğin kendi metnine yerleştirmektedir.
*Yönetmelik bir yandan ‘kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesine imkân tanıyan yöntemler’ kullanılacağını söylemekte (m.5/3), öte yandan belirtecin e-Devlet’te kimlik doğrulaması yapılarak üretilmesini şart koşmaktadır (m.7). Belirtecin kullanıcı adı içermeyeceğinin söylenmesi bir geri adım izlenimi verse de tehlike belirtecin içeriğinde değil, üretildiği ve doğrulandığı süreçtedir. Devletin bu süreçte hangi kayıtları tutacağı ise düzenlenmemiştir.
*Düzenleme çözülemez bir ikilem barındırmaktadır. Belirteç kişiyle hiçbir bağ kurmazsa, bir yetişkinin ürettiği belirtecin bir çocuğa verilmesini hiçbir şey engelleyemez. Belirteç Yönetmeliğin aradığı biçimde ‘manipülasyona karşı sağlam’ kılınırsa, bu kez kimin hangi platformda ne zaman doğrulama yaptığının izlenebileceği bir altyapı kurulmuş olur. Bu düzenleme ya etkisiz kalacak ya da bir gözetim aracına dönüşecektir.
*Bu kapının anahtarını tutan kurum, yalnızca eylül ayında en az 1270 X hesabının engellenmesiyle sonuçlanan 8/A kararlarını platformlara ileten Siber Güvenlik Başkanlığı’dır. İFÖD’ün, EngelliWeb’in ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesaplarının Türkiye’den görünmez kılındığı bir dönemde bu, eleştirel ifadenin son sığınaklarından biri olan anonimliğin sonu demektir.
*15 yaş altı için ebeveyn onayı gibi hiçbir kademeli seçenek tanınmadan mutlak bir yasak getirilmektedir. 15 ile 18 yaş arasındaki çocukların hesapları kamuya açık olamayacak, canlı yayın yapamayacak ve görsel içeriklerin ‘kaydırma, dokunma, tıklama’ ile ardışık sunulduğu arayüzleri kullanamayacaktır. Bu hükümler, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin güvence altına aldığı ifade, örgütlenme, bilgiye erişim ve katılım haklarını korumak yerine gençleri kamusal tartışmanın dışına itmektedir.
*Yönetmelik, çocuğun ‘gelişimine zarar verebilecek içeriklere’ karşı filtreleme istemekte ancak bu içerikleri tanımlamamaktadır. LGBTİ+ örgütlerinin ‘Ailem Güvende’ operasyonlarıyla engellendiği ve T24’ün ‘Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik’ yayınlar gerekçesiyle erişime engellendiği bir ortamda, bu belirsiz ölçütün gençlerin LGBTİ+ ve siyasi içeriklere erişimini kısıtlamak için kullanılması ciddi bir risktir.
*Yönetmelik için kamuoyunun görüşüne başvurulmamış, belirtecin teknik yapısı yalnızca platformlarla paylaşılacak bir “rehber”e bırakılmıştır (m.12). Mahremiyetin güvencesi, onu denetlemesi gerekenlerin göremeyeceği bir belgeye emanet edilmiştir. Şikâyet mercii de yine Siber Güvenlik Başkanlığı’dır. Uymayan platformlara yönelik yaptırımlar küresel cironun yüzde üçüne kadar idari para cezasından reklam yasağına ve yüzde 90’a varan bant daraltmaya kadar uzanmaktadır.
Yürütmenin durdurulması ve yönetmeliğin iptali için Danıştay’a dava açacak İFÖD’ün talepleri şunlar:
- Yönetmelik 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girmeden geri çekilmelidir.
- Sosyal medyaya erişim e-Devlet kimlik doğrulamasına bağlanmamalı, kimlik gerektirmeyen ve mahremiyeti koruyan yöntemler tanınmalıdır.
- Belirteç sistemine ilişkin rehber ve tüm belgeler kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- 15 ile 18 yaş arasındaki çocukların ifade ve katılım hakları korunmalı, ‘zararlı içerik’ ölçütü açıkça tanımlanmalıdır.
- Sosyal ağ sağlayıcılar, kullanıcılarını kimliklendirmeye aracılık etmek yerine hukuki yollara başvurmalıdır.