Onur Özgen: Mesele futbolun zamanına kimin hükmedeceğiyle ilgili

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Günümüz futboldaki maç yoğunluğunu teknik bir planlama sorunu gibi ele almak artık mümkün değil. Hangi organizasyonun sezondan kaç hafta aldığı, hangi kurumun hangi döneme hükmettiği ve futbolcuların yıl içinde kimin adına ne kadar süre oynadığı doğrudan ekonomik güçle ilişkili.

FIFA millî takım organizasyonlarını büyütmek istiyor. UEFA kendi turnuvalarının değerini koruyor. Avrupa ligleri yayın gelirlerinin dayandığı hafta sonlarını savunuyor. Büyük kulüpler ise astronomik bedellerle yatırım yaptıkları futbolcuları mümkün olduğunca kendi kontrol alanlarında tutmaya çalışıyor.

Bu çıkarların kesiştiği yerde oyuncular bulunuyor.

Uluslararası Profesyonel Futbolcular Sendikaları Federasyonu’nun (FIFPRO) 2024’te Avrupa Komisyonu’na yaptığı başvurunun asıl önemi de burada. İtiraz, maç sayısının fazlalığının ötesine geçiyordu. FIFA dünya futbolunun düzenleyicisi olduğu gibi büyük turnuvaların organizatörü ve ticarî haklarının sahibi. Başvuruyu yapan kuruluşlara göre kurum, kendi ekonomik çıkarlarını doğrudan etkileyen maç programı üzerinde çok geniş bir yetkiye sahipken oyuncuların ve yerel liglerin karar süreçlerindeki ağırlığı oldukça sınırlı.

Bu yapı, üç haftalık millî arayı küçük bir sezon planlaması tartışmasının dışına çıkarıyor. Mesele, futbolun zamanına kimin hükmedeceğiyle ilgili.

“Oyuncu sağlığı”, futbol yöneticilerinin neredeyse her yoğunluk tartışmasında başvurduğu bir gerekçeye dönüştü. Kavramın bu kadar sık kullanılması, arkasındaki somut çalışma koşullarını bazen görünmez hâle getiriyor.

Millî takım dönemleri özellikle başka kıtalarda oynayan futbolcular açısından uzun uçuşlar, saat farkları ve farklı antrenman düzenleri demek. Dört maçın aynı pencereye toplanması bazı yolculukları azaltabilir; buna karşılık oyuncuların kulüplerinden uzun süre uzak kalmasına ve yükün kısa bir dönemde yoğunlaşmasına yol açıyor. Dönüşteyse lig ve Avrupa kupaları yeniden başlıyor.

FIFPRO’nun yıllardır üzerinde durduğu nokta basit: Futbolcuların çalışma süresi maçın başlama düdüğüyle başlayıp son düdükle bitmiyor. Seyahat, toparlanma ve sezonlar arasındaki dinlenme dönemi de mesleğin parçası.

Yüksek maaşlar bu gerçeği değiştirmiyor. Bir futbolcunun çok para kazanması, bedeninin yıl boyunca mümkün olan en fazla maça dağıtılmasını doğal hâle getirmiyor.

Onur Özgen’in yazısı