Fon skandalı bir büyük vurgun, ihmal ve dolandırıcılık olayı olmanın ötesinde bir ülkenin, bir kamu idaresinin işlerini nasıl yapmaması gerektiğinin pahalı bir örneği olarak da ortada duruyor.
Meselenin en ürkütücü tarafı ise şudur. Böyle vakalar bir ülkede on yılda yirmi yılda bir olur; bizde ise akıl almaz bir sıklıkta yaşanıyor.
Çünkü sadece ahlak, dürüstlük, ortak fayda gibi kavramlar çökmedi aynı zamanda bunların ayakta kalmasının teminatı olan hukukun üstünlüğü ve kanun önünde eşitlik de buharlaştı.
Fon skandalı bu yüzden sistemdeki çürümenin yüzeydeki görüntüsüdür. Bu işe karışan adamlar topluma, soygunun ve çeteciliğin herkesin gözü önünde, borsa tablolarında, anlık yayınlanan finansal raporlarda ve ülkenin saygın kurumlarının sözümona denetimi altında yapılabildiğini gösterdiler.
Pahalı elbiseler giyerek, pahalı arabalara binerek, pahalı yatlarda tatil yaparak ve pahalı katlarda çalışarak çok önemli insanlarla aynı karede günlerini geçirerek yaptılar bunu. Kimseyi umursamadılar çünkü aklı olan ve adamını bulan herkes zaten öyle yapıyordu; onlar sadece bir adım ileriye gitmişlerdi.
Onları cesaretlendiren, pervasızlaştıran şeyin ne olduğunu artık biliyoruz. Denetim, şeffaflık ve kontrolün olmadığını gördüler, yol açıktı yürüdüler.