Türkiye tüm çocukları etkileyen kronik okul şiddetini pek görmüyor, yaralamalı ölümlü bir saldırı olursa ancak gündem oluşturuyor. Maalesef bir çocuğun onlarca çocuğu yaraladığı silahlı bir okul saldırısı ile daha karşı karşıya kalındı, okul şiddeti haftanın gündemleri arasına girdi.
Okul şiddeti ve genel olarak şiddet çoğu kez resmi sorumlularca bireye veya aileye, belli bir durumsallığa bağlanarak geçiştirilmeye çalışılıyor, oysa gerek tüketim, başarı, refah, rekabet, kariyere bağlanmış bir birey anlayışı gerekse daha makro olarak sermaye birikimine dayalı bir kapitalizm hem bireysel düzeydeki şiddetin hem de daha makro toplumsal düzeydeki işgallerin geri planında ana faktörlerden birini oluşturuyor.
Gelenek, konvensiyonalizm, totalitarizm bir yandan ve narsistik otoriter eğilimler diğer yandan iki farklı düzeyde şiddeti artırıyor.
PISA 2025 bilgilerine göre Türkiye’de PISA sınavına katılan öğrencilerin %21.4’ü okulda son ay içinde zorbalık türlerinden en az birinden birkaç kez zorbalığa maruz kaldığını ifade ediyor.
PISA 2025’te siber zorbalık da sorulmuş bulunuyor. “Benimle ilgili rahatsız edici bilgiler iznim olmadan çevrim içi ortamda yayımlandı” davranışını deneyimleme sıklığını “ayda birkaç̧ defa” veya “haftada bir ya da daha fazla” olarak bildiren öğrencilerin oranı (yüzde 3.0) ile hem zorbalığa hem de siber zorbalığa maruz kalan öğrencilerin oranı verilmiştir (yüzde 2,6), ikisinden birini yaşayan %3.9.
PISA Türkiye okulda zorbalığın yokluğunu yüzde 52.1 olarak vermiş. Yani okulların %48’i zorbalıkla karşı karşıya kalıyor.