Pozitif-iz Başkanı Şimşek: Kamuyla, aileyle yan yanayız

Ailem Güvende‘ operasyonlarında HIV/AIDS alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının da hedef alınması, bazı yönetici ve üyelerinin tutuklanmasının halk sağlığı açısından ciddi riskler yaratabileceğinden endişe ediliyor.

12 Eylül 2026’yı 13 Eylül 2026’ya bağlayan gece yapılan operasyonların hedefleri arasında Pozitif-iz ve Pozitif Yaşam Dernekleri de yer aldı.

Pozitif Yaşam Derneği 2005’te HIV’le yaşayanlar, hekimler ve aktivistlerce kuruldu. Dernek HIV’le yaşayanlara psikolojik, hukuki ve sosyal yardım veriyor. Operasyonda derneğin bilgisayarlarına el konuldu.

Pozitif-iz ise 2018’de HIV ile yaşayan aktivistlerce kuruldu. Amacı, HIV’le yaşayanların sağlık hakkına ve tedaviye erişimini desteklemek, ayrımcılığın ve damgalamanın azaltılmasına katkı sunmak, kişilerin ve ailelerinin doğru bilimsel bilgiye ulaşmasını sağlamak.

Operasyon sırasında derneğin iki kurucusu evlerinden alındı. Gözaltına alınan söz konusu kişiler tutuklandı.

Pozitif-iz Derneğinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Çiğdem Şimşek’e operasyonu ve yıllardır sürdürdükleri çalışmaları nasıl etkileyeceğini sorduk.

Çiğdem Şimşek kamuya rağmen, kamuyla birlikte çalışan bir sivil toplum kuruluşu olduklarını söyledi.

Suç ne, mağdur kim, deliller nerede?

Çok geniş bir soruşturma çerçevesi olan dosyada Pozitif-iz’le ilgili iddialar 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 32/p maddesi etrafında şekillendirildi. Şimşek, şunları söyledi: “Bu hüküm, kanunun 30/b maddesine gönderme yaparak, Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla dernek kurulması ya da bu yönde faaliyet yürütülmesi iddiasını yaptırıma bağlıyor.

Böylesine ağır bir isnat söz konusuysa doğal olarak şu soruların somut biçimde cevaplanması gerekir; hangi suç teşkil eden faaliyet? Hangi somut fiil? Mağdur kim? Hangi faaliyetimizin hangi kısmı suç oluşturuyor? Bunun delili nedir?

Bizim görebildiğimiz ve bildiğimiz faaliyet gerçekliğiyle, bu isnat arasında bir bağ kuramıyoruz. Çünkü Pozitif-iz 2018’den beri faaliyetleri, projeleri, mali tabloları kayıtlı ve denetlenebilir bir sağlık hakkı örgütü olarak çalışıyor. Faaliyet ve mali tablolarımızı da kamuoyuyla açık biçimde paylaşıyoruz.”

Dernek ‘aile bütünlüğü’ için de çalışıyor

Şimşek 21 yıldır HIV alanında çalışan bir aktivist. İlk kez böyle bir operasyonla karşı karşıya olduklarını belirten Şimşek aile açısından çok önemli şeyler yaptıklarını anlattı. HIV tanısının, özellikle ilk anda kişide ve ailesinde çok ciddi bir korku yaratabildiğini belirten Şimşek, “Bize başvurularda ‘Evliliğim biter mi?’,’Eşime bulaştırır mıyım?’, ‘Çocuk sahibi olabilir miyim?’, ‘Aileme bunu nasıl söyleyeceğim?‘ gibi sorularla karşılaşıyoruz.

İnsanlara bilimsel bilgiyi anlatıyoruz. Bugün etkili tedaviyle HIV yönetilebilir kronik bir sağlık durumu. Viral yükü belirlenemeyen ve tedavisini düzenli sürdüren bir kişi HIV’i cinsel yolla bulaştırmaz; bu bilimsel gerçek ‘Belirlenemeyen = Bulaşmayan, B=B’ olarak ifade ediliyor.

Dolayısıyla biz bir insana ‘HIV tanısı aldın, artık ailenden ve gelecek hayallerinden vazgeç’ demiyoruz. Tam tersine, ‘Tedavini alabilirsin, yaşamına devam edebilirsin, evliliğini sürdürebilirsin, gerekli tıbbi takiple çocuk sahibi olabilirsin’ diyoruz. Derneğimizin aile bütünlüğü bakımından yürüttüğü çalışma tam da budur. Bu yönüyle çalışmalarımızın Anayasa’nın 41’inci maddesindeki ‘ailenin huzur ve refahının korunması’ yaklaşımıyla son derece güçlü bir ortak zemini bulunduğunu düşünüyoruz.”

“Kamuya karşı değil, yan yanayız”

Dernek, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği tüm Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) eğitimlerine katılmış. Saha deneyimini aktarmış. Her yıl, HIV takibi yapan enfeksiyon hekimlerinin katılımıyla gerçekleşen Ulusal HIV/AIDS kongrelerinde Sağlık Bakanlığı temsilcileri, enfeksiyon uzmanları ve HIV alanında çalışan örgütler aynı bilimsel platformlarda bir araya geliyor. Şimşek aynı zamanda kongrenin bilimsel kurulunda da yer alıyor.

Şimşek, “Bizim yaklaşımımız hiçbir zaman ‘kamuya karşı sivil toplum’ olmadı. Tam tersine HIV gibi bir halk sağlığı meselesinde Sağlık Bakanlığı, hekimler, akademi ve sivil toplum birlikte çalışmak zorunda” dedi.

Aile Yılı vizyonuna veya ailenin güçlendirilmesine karşı bir yerde de durmadıklarını ifade eden Şimşek, “Siyasi veya politik hiçbir faaliyet alanımız yok. Alanımız sağlık hakkı, tedaviye erişim, tanı sonrasında kişinin güçlendirilmesi ve ailelerin doğru bilgiyle desteklenmesi. HIV tanısı nedeniyle ailelerin dağılmasını önlemeye, eşlerin doğru bilgiye ulaşmasına, kişilerin tanı sonrasında psikolojik olarak güçlendirilmesine ve sağlıklı aile yaşamının devamına katkı sunmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

Testlere başvuruları etkiler

Şimşek en büyük kaygılarının çalışmalarının sekteye uğraması olduğunu söyledi: “HIV alanında bize ulaşan insanlar çoğu zaman tanı aldıktan sonraki en kırılgan dönemlerinde geliyor. ‘Ölecek miyim?’, ‘Ailem ne olacak’, ‘Eşimden ayrılmalı mıyım?’‘Çocuğum olabilir mi?’, ‘İşimi kaybeder miyim?‘ gibi çok temel ve hayati sorularla karşı karşıya kalabiliyorlar.

Bizim görevimiz, o ilk şokun kalıcı bir travmaya dönüşmesini engellemek. Kişiyi doğru bilgiye, hekime ve tedaviye yönlendirmek ve gerektiğinde ailesiyle birlikte desteklemek. HIV hizmetleri yalnızca ilaç ve tedaviden ibaret değil. Psiko-sosyal destek, tedaviye uyum ve kişilerin ve ailelerinin desteklenmesi de bu hizmetlerin önemli bir parçası.

HIV alanında çalışan bir derneğin bu operasyon kapsamında gündeme gelmesi, zaten test yaptırma, HIV statüsünü öğrenme, tedaviye başlama veya sağlık kuruluşuna başvurma konusunda kaygı yaşayan insanların bize ulaşırken yeni bir kaygı yaşamasına neden olabilir. Özellikle kişisel sağlık bilgilerinin son derece hassas olduğu HIV alanında güven duygusu, çalışmalarımızın temelini oluşturuyor.

Bunun somut sonucu, insanların test ve danışmanlıktan uzaklaşması, doğru bilgiye erişememesi veya tedavi süreçlerini ertelemesi olabilir. Bu nedenle konu yalnızca bir derneğin faaliyetlerinin aksaması değil; insanların sağlık hizmetlerine erişimi ve halk sağlığı açısından da değerlendirilmesi gereken bir konu.”

Bakanlıklara çağrı

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025-2030, HIV ile mücadelede insan haklarını gözetmeyi, HIV ile yaşayan kişilerin tanı, tedavi, bakım ve desteğe eşit biçimde ulaşmasını ve toplum sağlığının korunmasını hedefliyor. HIV’le mücadelede özellikle ayrımcılığa ve damgalamayla karşı karşıya kalanlara ulaşmak önemli mücadele alanları arasında yer alıyor.

Pozitif-iz, “Burada güvendesiniz, doğru bilgiye ulaşabilirsiniz ve yalnız değilsiniz” mesajı veriyor. Bu güven ortamının korunmasının çok önemli olduğunu ifade eden Şimşek, Sağlık Bakanlığı ile  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara çağrıda bulundu: “HIV alanındaki hizmetleri ve bu hizmetlere duyulan güveni birlikte koruyalım. HIV ile yaşayan kişilerin test, tedavi, sağlık hizmetleri ve psiko-sosyal desteğe korkmadan ulaşabilecekleri mekanizmaların zayıflamasına izin vermeyelim.”