Fikret İlkiz: Saksıdaki çiçeğini soldurmadan mahpushaneyi şiir gibi eyleyenler varsa, umut vardır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“ Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda / Senin olsun. / Esinlen sevgi dokuyan ellerimden / Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın / Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği / Sabrım senin olsun, / Aşkım senin olsun. / Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar / Mahpushane avlularında boy verdi / Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda / Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren / Özgürlüğe boyadım saksımdaki çiçeği / Senin olsun. / Biz ki acılar döneminden / Ellerimizi kirletmeden geçtik. / Direncim senin olsun, / Sevgim senin olsun./

İmza; coşkunun ve direncin şairi Şükran Kurdakul…

Kimler ayakta kaldı?

Kimler iktidara teslim olmayacak kadar yerlerinde durdular?

Hangi şiir, hangi şair kurtarıldı?

Ertelenmiş zamanlarda, ertelenmiş yaşamlar! Geldi, geçti ve gittiler mi?

Kimler nasıl yaşadı ve şiirlerden geleceğe ne kaldı?

Sadece şairlerin mi elleri kirliydi?

Aynı topraklarda yaşadık, birlikteydik ve gördük! Çok kirlendik!

Şaire bakmak, şiirleri okumak, coşkuyu ve direnci öğrenebilmek, böylece yaşayabilmek bile bir onurdur ve şanstır hayatta olanlara!

Acılar döneminden ellerini kirleterek çıkanlar mutlaka olacaktır.

Ellerini, yüzünü, onurunu, ayakta tutanlar, saksıdaki çiçeğini soldurmadan mahpushaneyi şiir gibi eyleyenler varsa, umut vardır. Umutsuzluk yoktur.

Fikret İlkiz’in yazısı