Gençlerin barınması kamusal bir hak olmaktan çıkarılırsa boşluk boş kalmaz.
Özel yurt şirketleri doldurur, vakıflar doldurur, cemaatler doldurur. Sonra bunlardan biriyle iktidarın arası bozulduğunda bize bir “temizlik” hikâyesi anlatılır. Oysa mesele bir cemaatin tasfiyesi değil, bir gencin yatağını kimin vereceğine karar veren düzen.
Üniversiteyi kazanmış bir genç, ailesinin bütçesi nedeniyle bir cemaatin kapısını çalmak zorunda kalmamalı. Barınmak için sağlığından ve güvenliğinden, okuyabilmek için de gençliğinden vazgeçmek zorunda bırakılmamalı. Çünkü barınma lütuf değil, haktır; üniversite de yalnızca diploma alınan değil, gençlerin bilimle, sanatla ve toplumsal yaşamla buluşabildiği bir kamusal alan olmalıdır.