Özel, Kılıçdaroğlu ile el sıkışma konusundaki eleştirileri İsmail Küçükkaya’nın programında yanıtlarken adli yıl açılışında bütün protokol oradayken kendinden 30 yaş büyük bir insanın elini uzattığını söyleyerek mecbur kaldığını ima etti ama şunu da ekledi:
“Benim gönül dünyamda Kemal Bey için toplu iğne başı kadar yer kalmadı.”
İyi ama bunu davranışlarınızla ortaya koymuyorsanız, seçmen sizin gönül dünyanızın durumunu nasıl bilecek?
Ayrıca ünlü Bahçeli diyaloğu da unutulmamalı. Meclis’teki yeni yasama yılı resepsiyonunda Bahçeli, “Birbirimizi kırmıyoruz inşallah, bazen siyaseten söylememiz gerekenler oluyor” demiş, Özel de “Önemli olan saygıda, sevgide eksiklik göstermemek” karşılığını vermişti.
Demek ki kamuoyunda birbirlerine karşı ağır sözler söyleseler de onları siyaseten söylüyorlar ama karşılaştıklarında uyumlu ve saygılı bir şekilde ilişkilerini sürdürüyorlar. Mitinglerde ve Meclis grubunda yapılan sert konuşmalar yan yana gelince yumuşuyorsa bu etiksiz ve belirsiz ikili tavır bir şovdur.
Siyasette beden dili, bireysel bir duruştan ziyade, halka verilen mesajı gösterir. Partisini bir yargı darbesiyle ele geçiren, yandaşları genel merkeze polis eşliğinde camları kırarak giren, gelir gelmez personeli işten atan, iktidarın politikalarına yamanan ve bu yüzden büyük tepki doğuran bir siyasetçi ile normal bir şekilde tokalaşmanın seçmen kitlesinde yaratacağı öfke düşünülemiyorsa bu ciddi bir sorundur ama düşünüp de önemsenmiyorsa o daha büyük bir sorundur.
Mesele el sıkışmaktan öte bir anlam taşıyor ve o nedenle sormak gerekiyor: Özgür Özel’in işlevi, siyasetteki anormal durumları normalleşme yoluyla kabul edilebilir kılmak mıdır?
Aslında bunun yanıtını çerçeve yasa konusundaki havet tavrıyla da verdi. Oysa öyle durumlar vardır ki net olmanız gerekir: Atatürk’ün dediği gibi: “Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür.”