Hüseyin İrfan Fırat: DİSK-AR'a göre asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı 6 bin 196 liraya ulaştı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eylül ayına girdik. Yaz bitti, okullar açılıyor. Çocukları okula giden milyonlarca aile için yılın en ağır harcama dönemlerinden biri başladı. Kırtasiye, okul kıyafeti, ayakkabı, çanta, servis ve beslenme giderleri aile bütçelerine yeni bir yük getiriyor. Tam da böyle bir dönemde DİSK Araştırma Merkezi’nin açıkladığı enflasyon verileri, çalışanların ve özellikle asgari ücretlilerin yaşadığı gelir kaybını bir kez daha ortaya koyuyor.

DİSK-AR’ın TÜİK’in ağustos ayı enflasyon verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, asgari ücretin enflasyon karşısındaki kaybı yılın ilk sekiz ayında 6 bin 196 liraya ulaştı.

Bu rakamı yalnızca bir veri olarak görmemek gerekiyor. Çünkü ortada asgari ücretlinin cebinden doğrudan kesilmiş 6 bin 196 lira yok. Ortada, enflasyon nedeniyle eriyen 6 bin 196 liralık satın alma gücü var. İşçi aynı maaşı alıyor ama o maaşla yılın başında alabildiği kadar mal ve hizmet satın alamıyor.

Gerçek kayıp tam da burada.

TÜİK’in ağustos verilerine göre tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 31,51 arttı. Ancak bu rakamları değerlendirirken önemli bir ayrımı gözden kaçırmamak gerekiyor: Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor, yalnızca artış hızı önceki döneme göre yavaşlıyor.

Bunu çalışan açısından anlamlı hale getiren ise hangi harcamaların ne kadar arttığı.

Ağustosta yıllık enflasyonun en yüksek olduğu harcama grubu yüzde 53,44 ile eğitim oldu. Eğitim harcamaları yalnızca son bir yılda bu kadar artmakla kalmadı; ağustosta aylık artış da yüzde 8,62 olarak gerçekleşti.

Eylül ayında okulların açılmasıyla birlikte bu rakamların aile bütçesindeki karşılığı daha fazla hissedilecek. Bir çocuğun okula başlaması artık yalnızca birkaç defter ve kalem almak anlamına gelmiyor. Çanta, kıyafet, ayakkabı, kırtasiye, servis, yemek ve diğer okul giderleri ailelerin bütçesine ciddi bir yük bindiriyor.

Dar gelirli aileler açısından ise bu harcamaların önemli bir bölümünü ertelemek mümkün değil. Çocuk okula gidecekse ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor.

İşte asgari ücretin yıl içinde neden eridiğini burada daha iyi görüyoruz.

Yılın başında belirlenen ücret değişmezken hayatın fiyatı değişiyor. Gıda, kira, ulaşım, enerji ve eğitim giderleri artıyor. Çalışanın gelirinin satın alma gücü ise her geçen ay biraz daha azalıyor.

Hüseyin İrfan Fırat’ın yazısı