Özgür Amed: Öcalan'ı okumadan Öcalan hakkında hüküm vermek…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’nin yerleşik entelektüel alanı uzun yıllar Kürtleri savunulacak bir mağduriyetin öznesi olarak kabul etmeye daha hazırdı. Mağdur Kürt, acısını anlatan Kürt kabul edilebilir.

Ama kavram kuran, devleti tartışan, moderniteyi yorumlayan Kürt, merhamet değil fikrî eşitlik ister. Öcalan meselesinin yarattığı asıl huzursuzluklardan biri budur. Biliniyor ki, dünyayı açıklayan, yeni bir dil kuran, insanları örgütleyen, davranış biçimlerini değiştiren kişiler de entelektüel işlev görür.

Öcalan tam da yerleşik entelektüel hiyerarşiyi zorlayan bir örnek. Diplomasıyla değil etkisiyle var. Üniversite kürsüsünden değil cezaevinden yazıyor. Düşüncesinin bir tarihi var, kaynakları var, kırılmaları var, çelişkileri var ve hepsinden önemlisi toplumsal sonuçları var. Bir siyasal hareketin kırk yıl önce savunduğu devlet fikriyle bugün savunduğu devlet fikri arasında uçurum varsa, bunun teorisyeni incelenir.

Akıl almaz bir ikinci şey daha vardır. O da Öcalan’ı okumadan Öcalan hakkında hüküm vermek… Türkiye’deki en büyük hastalık ve yanılgı bu! Kendisi ile ilgili çıkan binlerce yazının ekseriyetle yaptığı bu.

Bu bağlamda, bir siyasi süreci reddetmekle bir külliyatı yok saymak aynı şey değildir. Birincisi siyasi tercihtir, ikincisi epistemik bir karardır. Çürütme de bir tanıma biçimidir. Sessizlik tarafsızlık değildir; duruşma yapılmadan verilmiş bir hükümdür. Entelektüelin asgari yükümlülüğü destek değil, muhataplıktır.

Ağustos 2026’da hukuki alan değişti. Bir yasa çıktı, kurullar kuruldu. Entelektüel alan ise yerinden kımıldamadı. Yasa çatışmayı bitirir; anlamı ancak düşünce kurar. Bir toplum, kendisini dönüştüren fikri okumayı reddederse, dönüşümü de anlamaz; yalnızca ona maruz kalır. Öcalan’ı sevmek, desteklemek veya aklamak değil; onu diğer bütün düşünürlere uyguladığınız yöntemle okumaya çağırıyorum. 

Özgür Amed’in yazısı