Oğuz Oyan: YENİ Parti yönetiminin tutumu 'amorf' olmaktan da öte

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Amorf” sıfatı, belirli bir şekli olmayan veya her kalıba sokulabilen şekilsiz yapılar için kullanılır. Siyaset alanına fizikten devşirilmiştir. Çok da isabetli olmuştur. Çünkü siyasette düzen partilerinin veya sistem içi hareketlerin çoğunu daha iyi tanımlamak mümkün olamazdı.

YENİ Parti yönetimi, ilk aşamada yasa teklifine imza verilmeyeceğini beyan ederek kendi kitlesine karşı hülle yapmaya girişmişti. Üstelik foyasının Komisyon ve Genel kurul aşamalarında Teklife onay vererek kısa sürede hemen anlaşılacağını bilerek oynadı bu oyunu.

Komisyon aşamasında yasa teklifinin “demokratikleştirilmesi” ve yerel yönetimlerin baskılanmaması, infaz sisteminin adaletli kılınması, hak ve özgürlüklerin genişletilmesine dair önergeler vererek ve hararetli tartışmalar yaratarak tepkisini göstermeye ve vicdanını kurtarmaya çalıştı.

Ama bunlar nafile çabalardı; hiçbir önergenin geçmeyeceği baştan belliydi ve Leonard Cohen’in ünlü şarkısındaki gibi bunu “herkes biliyordu”. Peki bu açık oportünist tavrı, siyasi etiğin neresine koyacağız?

Belediyelerinden sonra anamuhalefet partisine de yargı silahıyla saldırıp parçalayan bir siyasi iktidarın güdümünde yürütülecek bir Çerçeve yasaya karşı çıkamamak nasıl bir siyasi mahkumiyettir? İktidarın faşizan saldırılarının son bulmasını şart koşmaktan bile aciz olmak nasıl bir mahkum siyaset yapma biçimidir?

Kimse “bu meseleler farklı, Kürt meselesinin çözümündeki tarihi fırsata karşı çıkılamazdı” demesin. Bu proje iç dinamiklerin sonucu ortaya çıkmıyor; Meclis’e de gerçek bir rol verilmiyor. Bu sürecin iktidar/İmralı/ABD güdümünde bir anayasa değişikliğine götürmeyeceği söylenebilir mi? 

Oğuz Oyan’ın yazısı