Servet Yıldırım: Eline ilacı alan herkes 'Ben tarım yapacağım' diyebiliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eline ilacı alan herkes “Ben tarım yapacağım” diyebiliyor. İlacı basıyor, ürünü topluyor. Oysa tarımda da üreticinin neyi, ne zaman ve ne kadar kullandığının kayıt altında olması gerekiyor. Nitekim Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı uygulamalarında çok sayıda ürün için üretici kayıtları ve bitki koruma ürünü kullanımına ilişkin kurallar bulunuyor.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’den gelen bazı ürünlerde pestisit riskine karşı artırılmış kontroller uygulaması da üzerinde düşünmemiz gereken bir konu. Örneğin Türkiye menşeli limonlar 2021’den bu yana artırılmış resmi kontrollere tabi tutuluyor; 2026’da kontrollerin oranı yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirilmiş olsa da denetim devam ediyor.

İhraç edilen biber, domates, nar, limon, portakal, asma yaprağı, kuru incir, fındık, kekik ve kuru kayısı gibi ürünlerde zaman zaman kalıntı veya başka gıda güvenliği sorunlarıyla karşılaşılması sizi kaygılandırmıyor mu?

Burada üzerinde durulması gereken konulardan biri de Avrupa ya da Rusya sınırlarından geri çevrilen ürünlerin akıbeti.

İhracat için gerekli standartları karşılamayan bir ürünün Türkiye’de tüketiciye sunulması ihtimali varsa, mesele artık yalnızca ihracat kaybı değildir. Doğrudan gıda güvenliği ve halk sağlığı meselesidir.

Servet Yıldırım’ın yazısı