İbrahim Genç: Süreci toplumsallaştırmaya çalışmak politik bir sorumluluktur

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çerçeve yasayla ilgili tartışmalar da var elbette. Yasayı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine cepheden bir karşıtlıkla tartışan da var, iyi niyetle eksiklik ve handikapları dile getirip destek olan da. Bir de üçüncü bir taraf var ki belirttiğimiz iki durumla da örtüşmeyen bir tutum içinde. Bardağın dolu tarafından bakarsak, süreç tartışma/eleştiri/öneri üzerinden interaktif bir boyut kazanır, böylece ülkenin en önemli meselesine yönelik toplumsal bir ilgi oluşabilir.

Tabii çatışma çözümü süreçlerinde “tahammül” kilit bir kavram. Çünkü hiçbir çözüm modelinde yüzde yüz herkesin tatmin olması mümkün değil. Buna rağmen barışta, çözümde ısrarcı olmak; toplumun sürece ilgisini artırıp süreci toplumsallaştırmaya çalışmak politik bir sorumluluktur.

Şablonik bir yaklaşım, çerçeve yasanın yanlış anlaşılmasına giden yolda kritik bir handikap. Çünkü kalıplaşmış ifadeler, barış için ortaya konulan emeği de iradeyi de toptan mahkûm edebilir.

Oysaki genel kanı, bu yasanın demokratik zeminin genişlemesine hizmet edecek bir “başlangıç” olduğu yönünde. Ortada “the end” diyebileceğimiz bir son(uç) yok -ki sürecin önemli aktörlerinden Abdullah Öcalan da mevcut aşamayı, bir “ilk adım” olarak nitelendirip bin kilometrelik yolun ancak bir adımla başlayabileceğine vurgu yapıyor. Dolayısıyla inatla yolda olma hali, uzun yolun sabırla yürünerek menzile ulaşılması için hayati önemde.

İbrahim Genç’in yazısı