Sadece PKK ve KCK’yi kapsayan 12 maddelik Çerçeve Yasa teklifi siyasi partilere iletildiği 5 Ağustos 2026 Çarşamba günü Meclis Başkanlığı’na 360 imzalı olarak sunuldu.
Bu teklif; milletvekilleri tarafından madde “içerikleri” bilinmeden imzalanan, kimin tarafından hazırlandığı bilinmeyen, son anda “basın toplantısı” yoluyla açıklanan ve özenle saklanan ama büyük bir hızla Meclis Başkanlığı’na verilen “kanun teklifi” özelliğine sahiptir.
Her devletin suç ve ceza politikası olmalıdır. Kanunların gerekçeleri bunun için vardır. Bu kanun teklifi suç ve ceza politikası olmayan zihniyetin sonucudur. Meclisten “kabul edenler, kabul etmeyenler, kabul edilmiştir” oylamalarıyla “tartışılmadan” geçecek ve kanunlaşacaktır.
Teklifin kabul edilmesi ve kanunlaşması yeni sorunlar yaratacaktır.
Suç ve ceza vardır ama politikasızlık adalet yoksunluğudur. Cezalarda yapılan ertemeler sonuçları bakımından erteleme midir yoksa af mıdır? Cezaların ertelenmesi “af” tartışmalarını her zaman gündeme getirmiştir. Erteleme yasaları “affetmenin” örtülü “af” yoludur.
Hatırlamak, geçmişi hatırlatır…
14.08.1997 kabul tarihli 4304 Sayılı Sorumlu Müdür Sıfatı ile İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun, 28.08.1999 kabul tarihli 4454 Sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun ve 20.12.2000 kabul tarihli 4616 Sayılı Kanunlar nitelikleri itibariyle geçici ve kısmi af ve infazın ertelenmesi hakkındaki kanunlardır. Siyasi ortamın sonuçları olarak görülebilecek olan bu kanunlar, belli bir ihtiyacın ve/veya siyasal tercihlerin ürünü olabilirler!
Aslında devam eden hukuksuzluklar durduğu yerde duruyor… Adalet, hukuk ve demokrasi sorunlarına çözüm aranacaksa yeni kanun teklifleriyle, “kanuni” sorunlar yaratılmamalıdır.
AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan yargının kendisidir. Uygulanmalıdır.
Suç ve cezada politikasızlık ne suçta ne cezada ne infazda insanlar arasında eşitlik sağlıyor.