Deniz Ülke Kaynak: Mekke Anlaşması hem bölgesel, hem de küresel düzeyde an­lamı olan bir birliktelik

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Birbiriyle zaman zaman rekabet eden, farklı mese­lelerde karşı kamplarda yer alan ülkelerin yeni ittifak­lar kurduğu bir coğrafyada Türkiye de kendi strateji­sini uygulamaya koymuş durumda. Türkiye bir NA­TO üyesi ve esas güvenlik şemsiyesi o. Ancak Mekke Anlaşması da hem bölgesel, hem de küresel düzeyde an­lamı olan bir birliktelik.

Yu­nanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında giderek be­lirginleşen güvenlik ekseni Hindistan’ı da içine alacak şekilde genişleyebilir. Tür­kiye, Pakistan, Suudi Ara­bistan ve Mısır ittifakı da bu ekseni dengeleme ama­cıyla kuruluyor.

Ancak her ittifak başka bir korkunun da alt yapısını kurar: Ya müttefikim olan ülke beni kendi kavgasına çekerse!

Türkiye, Pakistan ve Su­udi Arabistan’ın bölgesel ve mikro güvenlik ihtiyaç­larının farklı olduğu bi­linmeyen bir gerçek değil. Pakistan’ın güvenlik gün­demi Hindistan’ı denge­lemek, Afganistan ile olan sınır güvenliği, Belucistan gibi iç ayrılıkçıların ya­rattığı sorunlar iken, Su­udi Arabistan İran ve Ye­men’in yanısıra İsrail ve Körfez dengelerindeki is­tikrarsızlıktan muzdarip.

Türkiye’nin güvenlik gün­deminde ise Ege, Doğu Ak­deniz ve Karadeniz coğraf­yasında süregiden sıkın­tılı durumlar var. Üstelik Türkiye, Suriye, Irak, İran, Ermenistan sınırları bo­yunca uzanan bir güven­lik hattına da sahip çıkmak durumunda.

Yeni küresel düzen, şim­dilerde bloklar arası bir sistemden çok katman­lı ve örümcek ağı gibi ya­pılandırılmış bir ittifaklar dünyasına dönüyor gibi. Burada tüm devletlerin ce­vaplaması gereken soru aynı: “Bir tehlike oluştu­ğunda müttefikim benim yanımda mı olacak yoksa tehlike bizatihi müttefi­kim yüzünden mi gelip be­ni bulacak?”

Deniz Ülke Kaynak’ın yazısı