Tarım ve hayvancılık: Küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar nedeniyle, sadece ekonomik bir sektör olmaktan çıkıyor…
Milli güvenliği, toplumsal sosyolojiyi de kapsayan bir meseleye dönüşüyor…
Ve tüm dünyada olduğu gibi, desteksiz gelişemiyor/büyüyemiyor…
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın herhangi bir ülkesinde tarımsal ürün (hayvan, hayvansal ürünler, sebze, meyve, hububat…) üreticisiysen:
Yıl boyunca riskin çok;
Hata yapma şansın yok…
Teknolojiyi/bilgiyi ve tabi ki çabayı kullanarak verimliliği yakalayabilenler ve tabi ki emeğinin (Örneğin: Tüm dünyada, 365 gün, tatil yapmadan çalışan çobanlar var) (tüm şartlar olumlu giderse) karşılığını alabilenler ise biraz daha şanslı…
Örneğin AB ülkeleri, bütçesinin üçte birine yakınını tarım, hayvancılık ve çevreye ayırıyor…
Bizde mi? Tonunu 380 dolara (Kilosu 19-20 lira arası) satan üreticimiz dahi, emeğinin karşılığını alamadığını söylüyor… (Fındık, zeytin, et, süt gibi onlarca üründe de aynı sorun)
Bu maliyetlerle, bu alandaki ihracatçımız dünya ile rekabet edebilir mi?