Özgür Amed: Ne zaman Kürt meselesinin çözümü için kapı aralansa, kadim retorik kalıplar en saldırgan biçimiyle devreye giriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Albert O. Hirschman’ın asıl farkı, bu pembe ilerleme masalının ardındaki karanlık diyalektiği görmesinde yatıyor denilebilir. Gördüğü şey “İleriye doğru atılan her muhteşem hamlenin hemen ardından, o kazanımları boğmaya çalışan olağanüstü güçlü karşı ideolojik dalgalar yükselmesi” şeklinde formülize edilebilir.

Gerici zihniyet, düşman olarak gördüğü ilerici dalgayı doğrudan yok etmek yerine, insan zihnini felç eden ve kitleleri statükonun amansız bekçileri haline getiren üç temel teze sığınarak taarruza geçer.

Aksi Tesir Tezi, yani “Bu adım, amaçladığının tam tersini üretecek” demek; toplumsal düzeni iyileştirmek amacıyla yapılan her bilinçli ve iyi niyetli eylemin, tam tersine, çare aranan durumu daha da şiddetlendireceğini ve felakete sürükleyeceğini iddia eden amansız bir bumerang kehanetidir.

Tepkiselliğin daha rafine, kibirli ve küçümseyici silahı olan Boşunalık Tezi, yani “Bu adım zaten hiçbir şeyi değiştirmeyecek” demek, her türlü değiştirme girişiminin beyhude olduğunu, toplumun derin yapıları bütünüyle dokunulmamış kalırken gerçekleştirilen reformların sadece yapay bir makyajdan ibaret olduğunu fısıldar.

Üçüncü ve belki de en ikna edici gerici argüman olan Tehlikeye Atma Tezi ise, yani “Bu adım, elimizdekini de tehlikeye atacak” demek, önerilen yeni reformun kendi içinde arzulanabilir olduğunu kabul ediyormuş gibi görünerek kurnazca ilericinin giysilerine bürünür…

İşte Hirschman’ın Batı düşünce tarihinden süzüp çıkardığı bu muazzam retorik haritası, coğrafyaları ve yüzyılları aşarak bugün Türkiye’nin en derin tarihsel fay hattı olan yüz yıllık Kürt meselesinin ve onun hukuki, siyasi çözüm arayışlarının tam kalbinde canlanıyor.

Ne zaman ki bu topraklarda Kürt meselesinin demokratik, sivil ve anayasal çözümü için tarihi bir kapı aralansa, ne zaman ki silahların susması ve anayasal güvencelerin sağlanması yönünde siyasi bir irade belirse; gerici, statükocu ve militarist elitlerin siyasi dilinde tam da Hirschman’ın tanımladığı o kadim retorik kalıpları en saldırgan biçimiyle devreye giriyor.

Özgür Amed’in yazısı