Şükrü Aslan: Türkiye bunu yapabilirse, 'terörsüz ülke' söyleminin gerçekliği üzerine toplumsal mutabakatın yolu açılabilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Erken Cumhuriyet yıllarında kışlaların etrafında şehirler kurmayı tercih eden Türkiye, bu güvenlikçi politikalardan hiç vazgeçmedi ve her dönem onun türlü yeni biçimlerini üretmekle meşgul oldu. Şimdilerde yine Kürt coğrafyasında pek çok bölgede adeta serpiştirilmiş olarak gördüğümüz ‘Kalekollar’ ya da ‘Kuleler’ herhalde bu eğilimin en yeni ve son örnekleridir.

Modern şehirleri, kırsal alanlarıyla birlikte detaylı biçimde kontrol ve gözetim imkanı sağlayan bu yeni güvenlik mekanlarının meşrulaştırılması da her zaman ‘terör’ ve ‘anarşi’ gibi, aslında çoğu kez ne ifade ettiği belli olmayan gerekçelere dayandırıldı. Bu yüzden hükümetler değişse de ‘terör’ ve ‘güvenlik’ söylemini esas alan politika ve uygulama neredeyse hiç değişmedi.

İlgili devlet yetkililerinin söylemlerine bakılırsa bir yılı aşkın bir zamandır gündemde olan ‘terörsüz Türkiye’ hedefinin artık gerçekleşeceği varsayılıyor. Hatta ‘terörün’ ülkenin gündeminden çıkmakta olduğu en üst düzeydeki resmi açıklamalarda telaffuz ediliyor. Eğer böyle ise şehirlerde veya kırsal bölgelerde ‘güvenlik’ değişkeni üzerine inşa edilmiş bütün mekanların işlevleri ve ömrü de doluyor demektir.

Bu mekanlar, kuruluşlarından başlayarak tanıklık ettikleri süreçleri-pratikleri kamuya sunan birer bellek mekanı olarak yeniden tasarlanabilir ve üretilebilir. Türkiye bunu yapabilirse, ‘terörsüz ülke’ söyleminin gerçekliği üzerine toplumsal mutabakatın yolu da belki bir ölçüde açılabilir.

Şükrü Aslan’ın yazısı