İktidar cephesinden sürdürülen “Kırk yıllık terör belasını bitirme” propagandası, ortada Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme gibi bir niyetin olmadığını görmek için yeterlidir. PKK’nin silahlı bir güç olarak ortaya çıkışının ve çatışmalı sürecin devletin yanlış politikalarının bir sonucu olduğu zamanında Erdoğan ve birçok AKP’li siyasetçi tarafından kabul edilmişti.
Başka bir deyişle PKK sorunun nedeni değil; Kürt sorunundaki çözümsüzlüğün bir sonucudur. Ancak kayyımlardan ana dilinde eğitime, geçmişte işlenen suçlarla yüzleşmeden anayasal eşitliğe kadar Kürt halkının talepleri ortadayken Saray rejimi en başından bu süreci sadece PKK ve KCK yapılanması içindeki güçlerin tasfiyesine indirgeyen bir tutum içinde oldu. Oysa nedenleri ortadan kaldırmadan sonuçla uğraşmak çözüm getirmez.
Erdoğan, Öcalan’ın uluslararası bir operasyonla Türkiye’ye getirildiği ve PKK’nin tek taraflı ateşkes ilan ettiği dönemde Kürt sorunu ile ilgili kendisine sorulan bir soruya “Düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur” diyerek yanıt vermişti. Ancak ateşkesin çözüm için bir fırsat olarak değerlendirilmesi yerine ortaya konan bu tutum binlerce insanın yaşamını yitirdiği çatışmalı sürecin yeniden başlamasına neden olmuştu.
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde özerklik sözünün yerine getirilmemesi sonrasında başlayan Kürt isyanlarından bu yana yüz yıllık sürecin bize gösterdiği gerçek şudur: Devlet ve iktidarın sorunu Kürt silahlı güçlerinin tasfiyesine indirgeyip “Terör belasından kurtulmak” propagandasını yaparak bir demokrasi sorunu olan Kürt sorununu görmezden gelmesi, sorunu çözmeyeceği gibi uzun vadede daha ağır sonuçlara yol açacaktır.