Siyasetin en büyük cazibesi, her olayı kendi hikâyesinin bir parçasına dönüştürebilmesidir. Aynı dosya, aynı ifade, aynı gözaltı ya da aynı tutuklama; iktidarın dilinde başka, muhalefetin dilinde bambaşka bir anlam kazanabilir. Ancak siyasetin anlatısı ile hukukun gerçeği arasındaki mesafe açıldığında, kaybeden yalnızca davaların tarafları olmaz. Kaybeden, adalet duygusudur.
Bugün Türkiye’de yaşanan temel sorunlardan biri tam da budur. Siyaset, hukukun alanına giren dosyaları kendi saflaşmasının bir uzantısı olarak anlatıyor. İktidar, bazı soruşturmaları “yolsuzlukla mücadele” başlığı altında sunarken; muhalefet aynı dosyaları “siyasi operasyon” olarak tanımlıyor. İki anlatı da kendi seçmenini büyük ölçüde ikna edebiliyor. Fakat toplumun geri kalanını ikna edemediği her dosya, hukuk sisteminin güvenilirliğini biraz daha aşındırıyor.