İpek Yezdani: Göçmen krizinden kaçış yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Avrupa, geçen hafta ufak çaplı bir “göçmen kriziy­le” sarsıldı. Perşem­be ve Cuma günleri Fas sınırındaki kü­çük bir İspanyol top­rağı olan Ceuta’ya, Fas’tan yaklaşık 60 bine yakın göçmen girdi. Bunlardan en az 48 bini sosyal medyadaki vaatlerin asılsız çık­ması, barınma ve gıda gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması ve Avrupa ana karasına geçiş imkâ­nının bulunmaması nedeniyle ge­ri döndü.

Dünya Bankası’nın çalışması­na göre, dünyada 2050 yılına ka­dar 216 milyon kişinin su ve gıda kıtlıkları ve aşırı hava olayları yü­zünden göç etmek zorunda kala­bileceği belirtiliyor.

Mülteci tanımı içinde “iklim göçmenleri” hala resmi olarak yer almıyor, ancak iklim krizi kaynak­lı göçlerin önümüzdeki 20-25 yıla damgasını vuracağı düşünülüyor. Peki, bu nasıl olacak?

Küresel ısınma nedeniyle dün­yanın belli bölgelerinde kuraklık ve çölleşmenin tarımı bitireceği düşünülüyor. Aynı şekilde eriyen buzullar sebebiyle deniz seviye­sinin yükselmesinin ve aşırı hava olayları gibi çevresel baskıların, su ve gıda kıtlığının, milyonlar­ca insanı yerinden etmesi bekle­niyor. Bundan en çok etkilenecek yerlerin ise Sahra altı Afrika, Asya ve Latin Amerika olacağı belirtili­yor.

Bu da şu anlama geliyor: Bu­ralardan göçmek zorunda kalan milyonlarca kişi kuzeye, yani Av­rupa ülkeleri ve ABD’ye doğru gi­decekler. Ve hayatta kalmak için göç eden bu kitleleri hiç bir duvar ya da çit durduramayacak.

İpek Yezdani’nin yazısı