Berna Can: ROK ve Cem Küçük'ün kariyer çizgisi, medyanın nasıl bir operasyon aygıtına dönüştüğünü gösteriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İktidar blokunun medya yapılanması, her dönemin ihtiyacına göre yeni baştan kurgulanırken, bu yapının kullanışlı aktörleri geçmişlerini silerek yollarına devam etme konusunda ustalaşmıştır. Bir arşivci titizliğiyle geçmişin tozlu raflarına indiğimizde, karşı mahallenin iki sembol figürü olan Rasim Ozan Kütahyalı, namı değer ROK ve Cem Küçük’ün kariyer çizgileri, bize Türk medyasının nasıl bir operasyon aygıtına dönüştüğünü tüm çıplaklığıyla gösteriyor.

Bu iki profilin derin arşivi yan yana koyulduğunda, karşı mahallenin anatomisi net bir şekilde ortaya çıkar. Rasim Ozan Kütahyalı, kriz anlarında toplumu suni gündemlerle oyalayan, sınırları test eden bir “illüzyonist”tir.

Cem Küçük ise, bir dönem muhalifleri sindirmek için kullanılan bir “infaz memuru” iken, bugün ekonomik krizin faturasını iktidara kesmemesi için tabanı konsolide eden bir “sınır bekçisi”dir.

İkisinin de ortak noktası, geçmişlerindeki devasa bagajlara rağmen, sistemin onlara ihtiyaç duyduğu her an yeni bir maskeyle sahneye çıkabilmeleridir. Ancak gazetecilik, konjonktüre göre şekil alan bir oyun hamuru değil, gerçeğin peşinde koşan bir hafıza mesleğidir ve arşiv, günü geldiğinde herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkaran en acımasız aynadır.

Cem Küçük ‘ün TGRT ve Türkiye gazetesi ile yollarını ayırması, sıradan bir iş akdi feshinden öte, iktidar içi güç odaklarının medya üzerindeki operasyonel değişiminin de bir işaretidir.

Muhalifleri sürekli hapisle tehdit eden, meslektaşlarını hedef gösteren bir figürün, güç dengeleri sarsıldığında nasıl harcanabildiği veya kenara itilebildiği bu ayrılıkla bir kez daha kanıtlandı.

Berna Can’ın yazısı