Tarihteki hiçbir savaşın Birinci Dünya Savaşı kadar ihtilaf ve efsaneyi barındırmadığını belirten tarihçi Dan Snow, bu savaş hakkında bildiğimizi sandığımız pek çok şeyin yanlış olduğunu söylüyor.
BBC’de yer alan haberde, Snow, 1914-1918 yılları arasında gerçekleşen bu savaşa dair doğru olduğu düşünülen 10 efsanenin aslını açıkladı. İngiltere özelinde ve biraz ‘İngiliz güzellemesi’ yapılsa da, Snow’un değerlendirmesi, savaşa katılan diğer Avrupa ülkeleri için de birçok açıdan benzerlik gösteriyor.

Savaş, siperde geçmemiş
1. O döneme kadar yapılmış en kanlı savaştı: Dünya Savaşı patlak vermeden 50 yıl önce, güney Çin’de tam 14 yıl boyunca süren Tayping ayaklanması sırasında 20 milyondan fazla kişi öldü. Bazı kaynaklar ölü sayısını 30 milyon olarak verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda 17 milyon asker ve sivil öldü.
2. Ölenlerin çoğu askerdi: İngiltere’de altı milyon erkek seferberliğe katıldı, bunların 700 bini öldü; bu da yüzde 11,5 gibi bir orana karşılık geliyor.
3. Askerlerin çoğu mütemadiyen siperlerde yaşadı: Askerler, genelde ıslak, soğuk ve düşmana karşı açıkta olan siperlerde bütün zamanlarını geçirseydi, muhtemelen moral güçlerini çok çabuk kaybederdi. Dönüşümlü olarak uygulanan sisteme göre askerler, bir ay içinde 10 günlerini siperde geçiriyordu. Büyük çatışmaların yaşandığı zaman üst üste yedi günün cephede geçirildiği oldu, ancak bunun dışındaki zamanlarda bu süre bir asker için en fazla iki günle sınırlıydı.

Generaller o kadar beceriksiz değildi
4. Üst sınıf savaşı ucuz atlattı: Kayıpların çok büyük bir bölümünün işçi sınıfında yaşandığı bir geçek, ama sosyal ve politik açıdan elit tabaka da savaştan etkilendi. Bu tabakaya mensup ailelerin oğulları cephenin ön saflarında subay olarak görev yaptı. Rütbesiz askerlerin yüzde 12’si savaşta yaşamını yitirirken, subaylar arasında bu oran yüzde 17’lere vardı.
5. ‘Maymunlar tarafından idare edilen aslanlar’ (Lions led by monkeys): Bu deyimle, cesur askerleri (aslanlar) ölüme gönderen yetersiz ve kayıtsız generallere (maymunlar) gönderme yapılıyor. Dan Snow, Alman komutanlardan geldiği sanılan bu deyimin aslında tarihçi Alan Clark tarafından ‘uydurulduğunu’ söylüyor. Snow, generallerin bazıları için bu tanımın kullanılabileceği görüşünde. Ancak, birçoğunu gözüpek, donanımlı ve cesur olarak tanımlıyor. Generallerin cephenin ön saflarına sık sık gittiğini belirten Snow, 200’den fazlasının öldüğünü, birçoğunun da yaralandığını ya da esir alındığını aktarıyor.

6. Gelibolu’da Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerler çarpıştı: Bu bölgede savaşan İngiliz askerleri, Avustralyalı ve Yeni Zelandalıların toplamından fazlaydı.
Teknolojinin ‘altın çağı’
7. Cephedeki taktikler değişmeden kaldı: Aksine daha önce taktiklerin ve teknolojinin bu kadar radikal bir şekilde değiştiği başka bir dönem daha olmamıştı. Savaş başladığında vızıldayan kurşunlara karşı kasket takan askerler, savaş biterken çelik miğfer takıyordu; tüfeklerin yerini de makineli tüfekler, topçu mermeleri ve el bombaları almıştı. Tankların savaş alanına inmesiyle de savaşın kaderi tamamen değişti.

8. Kimse kazanmadı: Kıta yangın yerine döndüğü için kazanmaktan bahsetmek garip olsa da, İngiltere ve müttefiklerinin (Fransa, Rusya, İtalya, Yunanistan, Belçika, ABD, Portekiz vs) bariz bir galibiyeti var. Karşı cephenin (Almanya, Avusturya-Macaristan, Sırbistan, Osmanlı İmparatorluğu) yenilgiye uğratılması önemli bir gösterge.
Her gün et ve rom savaşı bile sevdirmiş
9. Versay Antlaşması aşırı sertti: Antlaşma koşulları, 1870-71 Fransa-Prusya ve İkinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmaların koşullarından daha yumuşaktı. Versay’ın sonuçlarının sert olduğunu lanse eden Adolf Hitler’di. Hitler, Versay karşıtı duyarlılığını kullanarak gücünü pekiştirmek için bir deprem dalgası yaratmak peşindeydi.

10. Herkes nefret etti: Birçok insan savaş koşullarından hoşlandı. İngiliz askerleri özelinde bakılırsa, savaş, bazılarına evlerinde sahip olmadığı lüksleri getirdi: Her gün et yemek, sigara ve rom, garantili ücret. Dan Snow tüm bunların yanına bir madde daha ekliyor, cinsel özgürlük!