Bir doktora sezaryen oranı yüksek diye altı ay süreyle mesleğini icra etme yasağı getirildi.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktor, Sakarya’daki bir özel hastanede görevliydi.
Diken’in edindiği bilgiye göre Sağlık Bakanlığı’nın isteği üzerine hastane hekimi işten çıkardı. Hekim mesleğini yapamayacağı altı ay boyunca bir devlet hastanesinde sadece eğitim görecek. Bitiminde bir sınava tabi tutulacak. Sınavı verirse hekimliğe devam edebilecek.
Resmi verilere göre toplam sezaryen oranı yüzde 60 civarında.
Bakanlığın aldığı önlemlerden biri idari yaptırımlar uygulamak. Hastane ve hekimlerin primer (ilk doğum) sezaryen oranı izleniyor.
‘Doğum şekli klinik karar’
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, gereksiz sezaryenlerin azaltılmasının önemli bir sağlık politikası hedefi olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
“Ancak doğum şekli, istatistiksel hedeflerle değil, her gebenin kendine özgü tıbbi özellikleri dikkate alınarak verilen klinik bir karardır.
Bir hekimin veya bir merkezin sezaryen oranı, hizmet verdiği hasta profili, üçüncü basamak merkez olması, sevk edilen yüksek riskli gebeleri kabul etmesi, önceki sezaryen oranı ve birçok obstetrik değişkenden etkileniyor.
Bu nedenle yalnızca sayısal oranlar esas alınarak mesleki yeterlilik hakkında değerlendirme yapılması bilimsel olarak doğru değil.
Meslek içi eğitim, çağdaş tıbbın vazgeçilmez unsurlarından biridir ve tüm hekimler için desteklenmelidir.
Ancak eğitimin yaptırım niteliğinde uygulanması; hekimin klinik görevinden uzaklaştırılırken hiçbir maaş almaması nedeniyle gelir kaybına uğratılması veya mesleki itibarını zedeleyecek sonuçlar doğuracak şekilde yürütülmesi, eğitim kavramının özüyle bağdaşmıyor.”
‘Sadece sayısal oranlara bakmak doğru değil’
İtil, mesleki yeterliliğin değerlendirilmesinin objektif bilimsel ölçütlere, bireysel dosya incelemesine, vaka analizine, savunma hakkına ve hukuki güvencelere dayanması gerektiğini ifade etti.
“Sayısal performans göstergeleri, tek başına mesleki yetersizliğin kanıtı olarak kabul edilemez. Uluslararası uygulamalarda da sezaryen oranlarının azaltılmasına yönelik başarılı modeller; hekimleri cezalandırmaya değil, klinik denetim, Robson sezaryen sınıflaması (doğumların belli parametrelere dayanarak sınıflandırılması), kalite iyileştirme programları, ekip eğitimi, özellikle ebelerin normal doğumu üstlenmesi ve kanıta dayalı rehberlerin uygulanmasına dayanıyor.”
Hekim Birliği Sendikası da söz konusu kararın hekimlik uygulamaları açısından ciddi endişe verici olduğunu ifade etti. Sendika, hekimlerin idari hedeflere göre deği, bilimsel veriler, tıbbi endikasyon, hasta güvenliği ve mesleki etik kurallar doğrultusunda karar vermek zorunda olduğunu söyledi.
‘Defansif tıp uygulamaları artar‘
Açıklamada şöyle dendi:
“Sadece istatistiksel oranlar esas alınarak hekimlerin mesleklerini icra etmelerinin engellenmesi, defansif tıbbı artırabilecek, klinik bağımsızlığı zedeleyebilecek ve nihayetinde hasta yararını olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Mesleki denetim elbette gereklidir. Ancak bu süreçler objektif, şeffaf, bilimsel kriterlere ve güçlü hukuki güvencelere dayanmalıdır.”