Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran’ın‘İslamabad Mutabakatı’nı elektronik olarak imzaladığını duyurdu. ABD ise mutabakat metnini ilk kez kamuoyuna açıkladı.

Şerif, 15 Haziran gecesi, 28 Şubat’tan bu yana savaşan ABD ve İran’ın barış anlaşmasına vardığını duyurmuştu.
Dün X’ten “İslamabad Mutabakatı derhal yürürlüğe girecek ve ilk adım olarak İran, Hürmüz Boğazı’nı derhal yeniden açacak, ABD ise deniz ablukasını derhal kaldıracaktır” diye yazdı.
Eş arabulucu Katar’ın desteğiyle 19 Haziran 2026’da İsviçre’de resmi tören düzenleneceğini kaydeden Şerif, ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür etti. İran lideri Mücteba Hamaney, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’yi de çabalarından dolayı takdit etti.
Şerif ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suudi Arabistan ve Mısır liderlerine de katkıları nedeniyle teşekkür etti.
Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre ABD’li üst düzey bir yetkili de, telekonferansla 14 maddelik mutabakatı ilk kez kamuoyuna açıkladı.
60 günlük müzakere süresi öngören mutabakatı okuduğunu belirten yetkili, İran’ın nükleer silaha sahip olmamayı kabul ettiğini söyledi.
Yetkili, İran’ın elindeki nükleer stoklarının imha ve ülkenin (İran’ın) 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarının serbest bırakılmasına ilişkin sürecin derhal müzakereye açılacağını belirtti.
İslamabad Mutabakatı’nın tam metni
ABD’li yetkili ardından 14 maddelik mutabakat metninin tamamını okudu.
İslamabad Mutabakatı’nın tam metni şöyle:
1- ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmek, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı taahhüt etmek, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almak amacıyla bu mutabakat zaptını imzalamaktadırlar.
Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.
2- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler.
3- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt eder, bu süre, karşılıklı rıza ile uzatılabilir.
4- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ABD, İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik deniz ablukasını ve her türlü engellemeyi veya aksaklığı kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemilerin trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik hacmine orantılı olacaktır.
ABD ayrıca, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran İslam Cumhuriyeti sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi taahhüt eder.
5- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi’nden Umman Denizi’ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır.
Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından teknik ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizliği gerekliliği göz önünde bulundurularak, bu düzenlemeler 30 gün içinde yürürlüğe girecektir.
İran İslam Cumhuriyeti, geçerli uluslararası hukuk ve Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları çerçevesinde, diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşerek Hürmüz Boğazı’ndaki gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman Sultanlığı ile diyalog kuracaktır.
6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti’nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında, kesin ve karşılıklı olarak mutabık kalınan bir plan hazırlamayı taahhüt etmektedir.
Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın bir parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli olan tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler ABD tarafından verilecektir.
7- ABD, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları, tüm tek taraflı ABD yaptırımları, birincil ve ikincil yaptırımlar dahil olmak üzere kaldırmayı taahhüt eder.
İran İslam Cumhuriyeti ve ABD, yukarıda bahsedilen yaptırımların kaldırılması konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu meseleleri derhal ele alma niyetlerini ifade ederler.
8- İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etmektedir. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir mekanizma çerçevesinde, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının imhasını, UAEA gözetimi altında yerinde seyreltme yoluyla gerçekleştirilecek asgari yöntemle çözüme kavuşturmak üzere anlaşmışlardır.
Taraflar ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, zenginleştirme meselesini ve İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer karşılıklı olarak kararlaştırılan konuları görüşmeyi kabul etmişlerdir.
Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecek ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer meselelerin hayati önemini kabul edecektir. Taraflar, bu meseleler üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu konuları derhal ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.
9- Nihai anlaşma imzalanana kadar, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu korumayı kabul ederler. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, ABD ise herhangi bir yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacaktır.
10- ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığının İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.
11- ABD, bu mutabakat zaptının yürürlüğe girmesiyle birlikte İran İslam Cumhuriyeti’ne ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanımına tam olarak açılmasını taahhüt eder.
ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler sırasında bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usuller üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalacaktır.
Bu fonlar, ister asıl hesaptan ister havale yoluyla elde edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtara yapılacak ödemeler için tam olarak kullanılabilir hale getirilecektir. ABD, buna uygun olarak gerekli tüm lisans ve izinleri vermeyi taahhüt eder.
12- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya gelecekte uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizmasının kurulacağı konusunda mutabık kalmışlardır.
13- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. paragraflarının uygulanmaya başlanması ve bu tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi koşuluyla, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşma konusunda münhasıran diğer paragraflar üzerinde müzakerelere başlayacaktır.
14- Nihai anlaşma, bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacaktır.
ABD-İran anlaşması
Şerif, 15 Haziran gecesi, 28 Şubat’tan bu yana savaşan ABD ve İran’ın barış anlaşmasına vardığını duyurdu. İslamabad Mutabakatı adlı anlaşmayı hem İran hem ABD tarafı doğruladı.
İki tarafın ‘Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonları derhal ve kalıcı olarak sona erdirdiğini ilan ettiğini’ aktaran Şerif, imzaların 19 Haziran’da İsviçre’de atılacağını duyurdu.
Pakistan başbakanı daha sonra ABD ve İran’a ‘diplomatik çözüm bulmaya bağlılıkları’; Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’a ise arabuluculuğa katkıları nedeniyle teşekkür etti.
Peşinden Trump, Truth Social hesabından İran’la anlaşmanın tamamlandığını “Herkese tebrikler” diyerek duyurdu ve şöyle yazdı:“Hürmüz Boğazı’nın ücretsiz açılmasını, aynı zamanda ABD donanması ablukasının derhal kaldırılmasını tam olarak onaylıyorum. Dünyanın gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol aksın.“
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi’yse mutabakat metninin imza töreninden önce kamuoyuna açıklanacağını aktardı; sonra şu bilgileri paylaştı:
“İki heyetin başkanları, görüşmelerin gelecekteki düzenlemelerini belirlemek için müzakereler yürütecek. O zamana kadar, ABD tarafının savaşı sona erdirmek, ablukayı kaldırmak ve varlıkları serbest bırakmak konusundaki taahhütleri doğrulanacak.
60 günlük görüşmeler, ABD’nin bu taahhütleri yerine getirmesine bağlıdır. Anlaşmanın imzalanmasından sonraki 60 günlük sürede yaptırımlar, nükleer program ve ekonomik kalkınma mekanizması gibi konular müzakere edilecek.”
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, “Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz, İsrail, ABD’nin bir sömürgesi (tebaası) değil” dedi.
İsrailli Yedioth Ahronot gazetesi de Netanyahu’nun telefonda Trump’a “Lübnan’a ilişkin maddeler bizi bağlamaz, saldırılara devam edeceğiz” dediğini yazdı. Gazete, haberi adı açıklanmayan İsrailli yetkililere dayandırdı.
ABD ve İran, anlaşma öncesi 10-11 Haziran’da karşılıklı saldırılar düzenlemişti.