İktidar, KKM’ye büyük miktarlarda faiz öderken hocaların fetvalarıyla faizciliği meşrulaştırıyor. Ama ekonomi bilimiyle asla izahı mümkün olmayan yöntemlerle kağıt üzerinde faizleri düşürürken ise “Nas var nas, sana bana ne oluyor?” argümanını kullanıyor.
Bu yüzden de iktidarın faizle ilgili söylemleri, ne yazık ki bir retorikten öteye geçemiyor.
Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İslam ekonomisi’ bağlamındaki şu sözlerinin de altını çizmek gerekiyor:
“Değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır.”
Keşke Müslüman dünya, hiçbir temel dayanağı ve karşılığı olmayan şu ‘İslam ekonomisi’ tanımlamasından kurtulabilse. Bir kere ‘İslam ekonomisi’ ya da ‘Hristiyan ekonomisi’ diye bir şey olmaz. Bütün bu ekonomik faaliyetlerin bir tek adı vardır: Ekonomi…
Dolayısıyla rasyonel dünyada finansal ve ticari hayatın kuralları, nasıl ekonomi bilimine göre işliyorsa, Müslüman dünyada da öyle işlemek zorundadır. Aksi taktirde gelişmiş dünya, faiz oranlarında sıfıra yaklaşırken biz ‘faiz masalları’ anlatmaya devam ederiz.